Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2013/8791 E. 2013/17289 K. 24.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8791
KARAR NO : 2013/17289
KARAR TARİHİ : 24.06.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVACI-DAVALI : … vekili Avukat …
DAVALI-DAVACI : … vekili Avukat …

Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 374,22 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 24.06.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, asıl ve birleşen dosyalarda, davalı ile dava dışı İdeal Termal ltd şirketi arasında imzalanan devre tatil sözleşmesinde taraf olmamasına rağmen hakkında icra takibi yapıldığını, takibe itiraz etmesine karşın haciz aşamasında ödeme yapmak zorunda kaldığını bu yüzden 7.000,00 TL ve 2.800,00 TL nin istirdadını istemiştir.
Davalı, davacı şirketin sözleşmede malik sıfatıyla yer aldığını, 7000 TL nin haciz aşamasında geri kalan kısmın ise hacizde yapılan taahhüdün ihlalinden sonraki haciz işlemi sırasında ödendiğini herhangi bir baskı olmadığını davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece haciz baskısı altında ödenen bedelin iadesine karar verilmiş, Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davada çözümlenmesi gereken konu davacının sözleşmeden sorumlu olup olmayacağı konusunda toplanmaktadır. Davacının tapuda maliki
2013/8791 – 2013/17289
olduğu ve tüketici olan davalı ile dava dış… ltd şirketi arasında ….. adresindeki devre mülk hakkında 18.10. 2010 tarihinde “devre tatil hakkı üyelik sözleşmesi ” imzalanmıştır. Devre mülkün malikinin davacı olduğu ve devre tatil sözleşmesinde malik olarak yer aldığında tartışma yoktur. Bu haliyle davaya konu temel ilişki tüketici sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Dayanak sözleşme, 4077 sayılı Kanunun 6/B maddesine göre düzenlendiğine göre aynı Kanunun 23. maddesi gereğince bu tür uyuşmazlıkların çözüm ve görüm yeri Tüketici Mahkemeleridir. Dava sulh hukuk mahkemesinde sonuçlandırılamaz. Görev kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmelidir.
Öte yandan Satıcı -imalatçı – üretici kavramı ve sorumluluğu 4077 Sayılı Yasa’nın 3. ve 4. maddelerinde düzenlenmiştir. TKHK’nun 4/3 maddesine göre; satıcı, imalatçı-üretici, bayi, acente, ithalatçı ve 10/5 veya 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan sözleşmeden dönme halinde bedelin iadesi dahil bütün seçimlik haklardan müteselsilen sorumludur. Hal böyle olunca, malik olan davacı mülkü devretme taahhüdünü üstlenen sağlayıcı konumunda olup sözleşmede imzası olmasa bile bedelin iadesinden dava dışı şirket ile birlikte müteselsilen sorumludur.
Ayrıca devre tatil sözleşmeleri kapıdan satış niteliğindedir. 4077 sayılı yasanın 8. maddesinde düzenlenen kapıdan satışlar, tecrübe ve muayene koşullu satışlardandır. Alıcı bu madde kapsamına göre satın aldığı malı tecrübe ve muayene etmedikçe cayma hakkını kullanabilecektir. Davalı süresinde çektiği ihtarında sözleşmeden caydığını belirterek ödediği parayı almak için davacı ile dava dışı şirket aleyhine takibe geçtiği, davacının bedeli haciz aşamasında iki taksit halinde ödedikten sonra ödemenin haciz baskısı altında olduğu savıyla eldeki dava ikame edilmiştir. Hiç kimse haciz baskısı altında olsa bile sorumlu olmadığı parayı ödemeye zorlanamaz. Davacı şirket olup tacir sıfatını haiz olup basiretli tüccar gibi hareket etmelidir. İki taksit halinde ifa edilmiş bir edimin geri istenmesinde haciz baskısına sığınılması hakkın kötüye kullanılmasıdır. Sayın çoğunluk davanın takip hukukuna göre borca itiraz eden davacının itirazıyla duran takip canlandırılmadan başka bir ifadeyle itirazın iptali istenmeden yapılan ödemenin haksız olduğu ve bu nedenle haciz baskısına dayanan mahkeme gerekçesini doğru görmüşlerdir. Oysa maddi olayları açıklamak tarafa, hukuki vasıflandırmayı yapmak ise hakime aittir. Davalı süresi içinde ihtar çekerek sözleşmeden caydığına göre cayma koşullarını değerlendirmek tüketici hakimine ait olduğundan mahkemece görevsizlik kararı verilmemesi, davanın devre tatil sözleşmesi hükümleri doğrultusunda çözülmemesi bozmayı gerektirdiğinden çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.