YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12149
KARAR NO : 2015/8052
KARAR TARİHİ : 12.03.2015
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Nazilli 2.İcra Müdürlüğü’nün 2006/1555 esas sayılı takip dosyasına konu olan borçlusu kendisi, alacaklısı . .., 7.000,00TL bedelli, keşide tarihi 10.12.2004, ödeme tarihi 01.01.2005 olan senetten dolayı davalılar Abdülbaki Küçükdemir ve …’ye borçlu olmadığının tespitine, Nazilli 2.İcra Müdürlüğü’nün 2006/1555 esas sayılı icra takibinin iptaline, davalıların %40 icra tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacı …’ın Nazilli 2.İcra Müdürlüğünün 2006/1555 esas sayılı takibin dayanağını oluşturan 10/12/2004 tanzim tarihli 7.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davalı …’e borçlu olmadığının tespitine, takibe konu asıl alacak miktarı olan 7.000,00TL üzerinden hesaplanacak % 20 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388 ve 389 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388.maddesinin son fıkrası ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, gerekçeli kararın son fıkrasında “…50.000,00TL bedelli bono nedeniyle davalı …’e ve . .. borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiş…” denilmesine rağmen, hükümde “…7.000,00TL bedelli bono nedeniyle davalı …’e borçlu olmadığının tespitine…” karar verilmiş olduğu, böylece sehven tek davalı hakkında hüküm tesis edilmiş olduğu, ayrıca talepler arasında senedin iptali de bulunmasına rağmen, bu hususun gözden kaçırıldığı anlaşılmakla, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması, HUMK.’ nun 388/son madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, davalılardan …’nin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davalılardan …’nin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.