Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/13924 E. 2014/35251 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13924
KARAR NO : 2014/35251
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/02/2014
NUMARASI : 2012/228-2014/30

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı M.. A.. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı Mehmet’in bir kaç gün sonra ödeyeceğini beyan ederek borç para istediğini, 26.01.2009 tarihinde 12.000.00 TL’yi davalının birlikte çalıştığı ve damadı olan Muhittin’in hesabına havale ettiğini, kalan kısmı elden verdiğini, alınan borcun talep edilmesine rağmen ödenmemesi üzerine davalılar hakkında icra takibine giriştiğini, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Mehmet, açılan davayı kabul ederek davacıdan borç aldığını, şehir dışında olduğu için 12.000.00 TL’sının Muhittin’in hesabına gönderilmesini istediğini ve toplam 22.500.00 TL borçlu olduğunu beyan etmiştir.
Davalı Muhittin, davacıdan borç almadığını, davacıdan borç alan kayınpederinin şehir dışında olması nedeniyle paranın kendi hesabına yatırıldığını, taahhütname isimli belgede şahit olarak imzasının olduğunu ve Mehmet’in borcundan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı Mehmet’in davayı kabul ettiği, davacı tarafından davalı Muhittin’in hesabına yatırılan 12.000.00 TL’nin sahibi olduğu şirket hesabına aktarıldığının tespit edildiği ve borçtan bu miktarla sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı Mehmet yönünden davanın kabulüne ve davalı Muhittin yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Muhittin tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılara banka havalesi ile borç verdiği iddiasıyla eldeki davayı açmış olup davalı Mehmet davayı kabul etmiş ve davalı Muhittin ise hesabına davacı tarafından havale edilen parayı borç olarak almadığını, taahütname belgesine tanık olarak imza attığını ve sorumluluğunun olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Davalının bu savunması gerekçeli inkar niteliğinde olup bu durumda karz ilişkisinin varlığını ispat yükü davacıya düşer. Taraflar arasında uyuşmazlığa ilişkin olarak tanık dinlenmiş ise de miktar itibariyle ve taraflar arasındaki hukuki ilişki yazılı belgeye bağlanması nedeniyle olayda tanık dinlenmesi mümkün olmadığı gibi dinlenen tanık beyanlarının da hükme esas alınmasına hukuken imkan yoktur. Yargılama sırasında toplanan delillerle davacı, davalı Muhittin yönünden davasını ispat edememiştir. Hal böyle olunca; mahkemece, davacının davalı Muhittin yönünden davasını ispat edemediği gözetilerek açılan davanın Muhittin yönünden reddine karar verilmesi gerekir. Ne var ki davacı dava dilekçesinde açıkca yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya yemin hakkı hatırlatılmalı sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu yönlerin gözardı edilerek, yazılı şekilde yanlış değerlendirmeyle davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı Muhittin yararına BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.