YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14326
KARAR NO : 2015/5834
KARAR TARİHİ : 25.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat olduğunu, davalının vekaletini üstlenerek aleyhinde …. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılmış olan vesayet altına alınma davasında, titizlikle bütün menfaatlerini temsil ettiğini, davanın reddedildiğini, davalının vekalet verdiği günden beri herhangi bir vekalet ücreti ve masraf vermediğini, davalının ödeme yapmama sebebini mahkemece bütün mal varlıklarına ihtiyati tedbir konması ve imkansızlığı olarak ileri sürdüğünü, kendisinin de davalının yaşlı olmasını ve mal varlıklarına konmuş tedbiri dikkate alarak tedbir kalkınca ödeyeceğine inanarak vekaletini sürdürdüğünü, davalının her görüşmelerinde vekalet ücretini ödeyeceğini ve bunu noterden taahhüt edebileceğini beyan ettiğini, ücret ve masraflar olarak … … Şubesi’ndeki mevduatının %10′ unu istediğini davalının kabul ettiğini, fakat bankalardaki mevduatlarının üzerindeki ihtiyati tedbirler kalktıktan sonra kararlaştırılan meblağı inkar ettiğini ve ödemediğini, ücretin istenmesi üzerine de, hiçbir sebep sunmadan kendisini azlettiğini ileri sürerek, 20.000,00 TL ücreti vekalet ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafa mahkemece, 30.04.2013 tarihli duruşmada, “Davalı asilin, mahkemeye gelemeyecek derecede hasta olduğu iddia edilip, bunu belgeleyen raporun dosyaya sunulduğu görülmekle teklif edilen yeminin mahallinde yerine getirilmesi gerektiğinden, davalının ikamet ettiği …, … AHM’ye talimat yazılarak mahalline gidilmek suretiyle davalıya yemini eda ettirilmesinin istenilmesine, davalıya “ davacı avukat ile aralarında sözlü avukatlık ücreti sözleşmesi yapıldığı, ücret olarak … Bankası … Şubesindeki mevduatın %10’u kadar bir miktarın kararlaştırıldığı ” şeklindeki yemin sorusu okunmak suretiyle yemin yaptırılmasının istenilmesine, gerekli gider ve işlemlerin davacı vekili tarafından karşılanmasına, ” karar verilmiş olup, talimat mahkemesince de, ”1- Talimat ekinde araç gideri 150.00 TL ile heyet gideri olan 170.80 TL ki toplam 320.80 TL’nin yatırılmadığı anlaşıldığından 11.AHM’ne müzekkere yazılarak belirtilen giderin iki hafta içerisinde mahkememize gönderilmesi aksi takdirde talimatın iade edileceği konusunda müzekkere yazılmasına, 2-Araç ve heyet gideri gönderildiği takdirde talimatta belirtildiği şekilde davalı …’nın ikamet ettiği adrese gidilmek sureti ile yeminin yaptırılmasına, 3-Yemin yaptırıldıktan sonra talimatın ilgili mahkemeye gönderilmesine, ” tensiben karar verildiği anlaşılmaktadır.
Tarafların bazı usulî işlemleri belli bir süre içinde yapmaları için hakimin bir tarafa kesin mehil verebileceği HMK’nun 94 ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kesin mehil, davanın en az masrafla ve sürüncemede bırakılmadan bir an evvel sonuçlanmasını temin için hakime tanınan yasal takdir yetkisidir. Ancak kesin mehil verilen işlemin yapılmaması, bir hakkın ortadan kalkması sonucunu doğurduğundan bu konudaki kararın yasaya uygun olması zorunludur. Bu nedenle HMK’da taraflara verilecek kesin süreye ilişkin ara kararlarda, yapılması gereken işlerin neler olduğunun açıklıkla belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, dava şartına yönelik gider avansı ile ilgili olarak verilen kesin sürede yatırılmamasının sonuçlarını da duruşma zaptına açıkça yazılmalıdır. (Bkz. HGK 21.9.1983 T. 14/3447-825 sayılı kararı) Aksi takdirde kesin mehle uymama, hukuki sonuç doğurmayacaktır. Yukarıda açıklanan şekilde her iki mahkemece de davacıya kesin süre verilmediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki son celse davacı vekili; ” Davalının Yalovada’ki adresinden taşındığını öğrendik. O nedenle gerekli gider ve masrafları yatırmadık. Davalının şu anda İstanbul Şişli’deki evinde olduğunu biliyoruz. yeminle ilgili işlemler buna göre yapılsın, ” şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece, talimatla ilgili gerekli gider ve işlemlerin davacı tarafça yapılmadığı ve yemin teklifinden vazgeçmiş ve davasını ispatlayamamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi HMK’nun 27. ve 294’üncü maddeleri gereğince usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.2.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.