Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/14482 E. 2015/6683 K. 05.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14482
KARAR NO : 2015/6683
KARAR TARİHİ : 05.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı, davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vekili avukat … ile davalı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, dört parça taşınmazın satılması için davalıya 10.7.2006 tarihinde vekalet verdiğini, davalının vekaleten sattığı taşınmazların bedelini ödemediğini ileri sürerek, fazla hakları saklı kalarak 15.000 TL.nin faizi ile ödetilmesini istemiş, ıslah ile talebini artırmıştır.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını savunmuş, esastan da davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 15.000 TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, ıslah ile artırılan kısmın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının davalıyı 10.7.2006 tarihli vekaletname ile vekil tayin ettiği, davalının taşınmazları 4.8.2006 tarihinde vekaleten 3. Şahıslara sattığı davacının 25.12.2013 tarihindeki ıslah dilekçesi ile toplam 342.562 TL.nin ödetilmesini talep ettiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesine dayandığı açıktır. Vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. BK.nun 392.maddesi hükmü gereğince, vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadarda almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Bu nedenle de vekilin aldıklarını geri verme borcunda zamanaşımı vekalet sözleşmesi sürdükçe işlemez. Bir başka deyişle iade borcunda muacceliyet vekilin hesap vermesi ile veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlar. Dosya içinde müvekkil davacı ile vekil olan davalının birbirleriyle hesaplaştıklarına dair delil ibraz edilmediği gibi bu hususta bir savunma da ileri sürülmemiştir. BK’nun 386 ve devamı maddeleri uyarınca vekalet ilişkisinin sona ermesi ancak vekilin müvekkiline hesap vermesi ile mümkündür. Vekil yaptığı işin hesabını vermediği müddetçe vekalet ilişkisi devam eder. Bu bağlamda, vekil hesap vermediği sürece zamanaşımı süresi de işlemez. Dava konusu olayda, davalının müvekkili olan davacıya hesap verdiği iddia ve ispat edilmediğinden zamanaşımı süresinin başladığından ve sürenin dolduğundan söz edilemez. Mahkemece, zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle henüz başlamadığı gözetilerek ıslah ile artırılan miktar açısından da davacı talebi değerlendirilerek hasıl olacak olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açaklanan 1. bent gereğince davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, aşağıda dökümü yazılı 768,45 TL harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.3.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.