YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14625
KARAR NO : 2015/13024
KARAR TARİHİ : 22.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muarazanın men’i davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, şirket olarak “…” işlettiklerini, davalı kurum ile aralarında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi yapıldığını, davalının 28.01.2010 tarihli yazı ile hastanede kimlik kontrolü yapılmadan kurum mensubu …’ ın kimlik bilgileri kullanılarak …’ e sağlık hizmeti verildiği gerekçesi ile sözleşmenin 5.1.4. maddesi uyarınca 10.000.00.TL cezai şart ve bu kişi için davalı kuruma fatura edilen 33.48.TL’ nın alacaklarından mahsup edildiğini ve bu işlemin 2. fiil olarak belirtildiğini ancak yapılan bu işlemin haksız, hukuka ve sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek yapılan işlemin iptali ile 10.033.48.TL’ nın mahsup tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 10.000.00.TL alacağın 12.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan irtirdadına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 297. maddenin 2. fıkrası ile “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek davacı tarafından verilen cezaya konu işlemin 2. fiil olarak nitelendirilmesi yönündeki işleminde iptali istenmesine rağmen bu konuda ne gerekçede nede hüküm bölümünde olumlu yada olumsuz bir karar verilmeden hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, 22.4.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.