Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/16643 E. 2014/38006 K. 01.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16643
KARAR NO : 2014/38006
KARAR TARİHİ : 01.12.2014

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı, 7.2.2013 tarihinde davalıdan 2.185,00 TL karşılığında Iphone 5 marka cep telefonu aldığını, telefonun ayıplı olduğunu, 20.9.2013 tarihinde servise başvurmak suretiyle tamir hakkını kullanmasına rağmen telefonun tamir edilemediğini ileri sürerek, sözleşmenin feshi ile fatura bedeli olan 2.185,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, cevap vermediği gibi yargılamaya da katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile satım bedeli olan 2.185,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı dava dilekçesinde kendisinden tahsil edilen toplam 2.185,00 TL’nin iadesini talep etmiş, mahkemece, davanın kabulüne ve 2.185,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1 maddesinde hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Emredici nitelikteki bu 2014/16643-38006
yasa maddesi hükmü uyarınca dava dilekçesinde talep edilmeyen husus hakkında karar verilmesi olanaklı değildir. Eldeki davanın dava dilekçesinin incelenmesinde, davacının sadece belirttiği miktarda alacağın tahsilini talep ettiği, ancak faiz talebinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, mahkemenin talep edilmeyen faiz hususunda talebi aşacak şekilde karar vermesi yukarıda anılan yasa maddesi uyarınca mümkün bulunmamaktadır. Mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek, sadece hüküm altına alınan kısmın tahsiline karar verilmesi gerekirken, talebi aşacak şekilde faize hükmedilmiş bulunması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, değinilen bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1086 sayılı HUMK’nun 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bent gereğince mahkeme kararının hüküm kısmının bir numaralı bendinin ikinci satırında yer alan (dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte) sözlerinin karardan çıkarılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 01.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.