YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18179
KARAR NO : 2015/6816
KARAR TARİHİ : 05.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 3 kat imara izinli 500 m2 arsasını davalılara vererek karşılığında davalı taraftan … İli Bozdoğan İlçesi … mah. Okullar- Atatürk Caddesinde kaim tapuda .. ada … parselde kayıtlı taşınmazın 7 bolu bağımsız bölümünü satın aldığını, dairenin davalılara verdiği arsanın bugünkü rayiç değerinin 80.000,00 TL olduğunu, ancak satın aldıktan sonra taşınmazda birçok derin çatlak, taban ve tavanlarda çökme, kirişlerde çatlaklar meydana geldiğini, bu durumun davalının kusurundan meydana geldiğini, söz konusu kusurun davalı şirket ve şirketin en büyük pay sahibi ve ilgilisi diğer davalı …’nun plan ve projeye aykırı olarak daha ucuza mal etmek sebebiyle kötü ve eksik malzeme kullanmasından kaynaklandığını, daire sahiplerinden Bilal Yurdakul’un açtığı Bozdoğan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/157 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda binanın kusurlu imalatının depreme karşı dayanıklılığı yok edebileceği kanaatini uyandırmakta olduğunun belirtildiğini, davalının kusurlu davranışı ve imalatı nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmazda meydana gelen 20.000,00 TL lik değer kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka reeskont faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline , davalılara ait gayrimenkuller ile tespit ettiği . …. ve . . … plakalı araçlar ve sair araçlar üzerine yargılama sonuna kadar 3. Şahıslara devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir şerhinin konulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı … …., davacının taşınmazı satın alırken 9 nolu bağımsız bölümü görerek aldığını, davacının alırken bazı ayıpların var olduğu bildiğini, davacının bunları görerek bilerek aldığını, davacının ileri sürdüğü bazı ayıpların ise taşınmazın satımından sonra ortaya çıktığını, ancak davacının bunları 4 yıl sonra dava ettiğini, ilk gördüğü anda bu ayıpları bildirmediğini, ayıpların basit tamiratla giderilebilecek nitelikte olduğunu, tehlike arzeden imalattan kaynaklanan bir ayıp olmadığını, inşaatın tamamen Bayındırlık teknik şartnamesindeki esaslar göz önüne alınarak yapıldığını belirterek davanın reddi dilemiştir.
Davalı …, davanın zamanaşımına uğradığını, ihbar süresinin geçmiş olduğunu, taraflarına herhangi bir bildirimde bulunulmadığından varsa ayıpların davacı tarafından kabul edildiğini, meydana gelen çatlamaların zamanla oluşan ve zarara neden olmayan olağan şeyler olduğunu ve bina açısından tehlike arz etmediğini, davacının binayı alırken depreme dayanıklı olup olmadığını sormadığını, ancak yine de binanın deprem yönergelerine uygun olarak inşa edildiğini, şirket yöneticisi olmasının davalı olmasına neden gösterilemeyeceğini belirterek davanın sıfat ve husumet yokluğu nedeniyle reddini ve davanın esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı tarafından davalı … aleyhine açılan tazminat davasının taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine, davacı tarafından davalı … … aleyhine açılan tazminat davasının kısmen kabulü ile 3.025,00 YTL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek banka reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazla istemin reddine, karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalıdan satın aldığı dairenin ayıplı olduğunu, bu nedenle dairede değer düşüklüğü meydana geldiğini ileri sürerek değer düşüklüğü nedeniyle değer kaybının tarafına ödenmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde, doktrinde, “mutlak metod”, “nisbi metod” ve “tazminat metodu” adıyla bilinen değişik görüşler mevcutsa da, gerek Dairemiz gerekse Yargıtay tarafından öteden beri uygulanan “nispi metod” olarak adlandırılan hesaplama yöntemi benimsenmektedir. (13.HD. T.26.12.1997, E.1997/7580; K.1997/10870) Bu metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Başka bir ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeri ile, ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanmaktadır. Somut olayda; bu hususlar gözetilmeksizin bulunan oran tapudaki satış bedeline uygulanarak indirilmesi gereken tutar belirlenmiştir.
Oysa yukarıda açıklandığı gibi, somut olayda da, dava konusu dairenin satın alındığı tarih gözetilerek, satış bedelinden indirilmesi gereken miktarın bu metoda göre belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. O halde mahkemece bilirkişi kurulundan ek rapor alınmak suretiyle, satış tarihi itibariyle dairenin ayıpsız rayiç değeri ile, ayıplı rayiç değeri ayrı ayrı belirlenmeli, belirlenecek bu miktarlar birbirine oranlanmalı, tespit edilecek bu oran da taraflar arasında gerçek satış bedeline uygulanarak, satış bedelinden indirilmesi gereken miktar bu şekilde belirlenmeli, davacı talebi ile tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek bir karar verilmelidir. Açıklanan husus gözardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına bozulmasına, 2. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 05.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.