Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/18643 E. 2015/9861 K. 30.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18643
KARAR NO : 2015/9861
KARAR TARİHİ : 30.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, avukat olan davalıyı Alanya 3 Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2008/659 esas sayılı dosyada vekil tayin ettiğini, 2008/659 esas sayılı dosyanın karara çıktığını ve Alanya Mal Müdürlüğüne 10/09/2009 tarihinde yazılan 31.375,20 TL miktarındaki harcın iadesine karar verildiğini, davalının tahsil ettiği bu harç miktarını müvekkiline vermediğini, bunun üzerine davalı hakkında Alanya 3 İcra Müdürlüğünün 2011/705 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, anacak davalının yapılan bu takibe itiraz ettiğini, yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne,Alanya 3.İcra Dairesinin 2011/705 esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın İPTALİNE, takibin 31.375,20 TL asıl alacak üzerinden devamına, davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı dahil fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu davacının davalıdan talep ettiği bedel belirli olduğundan likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra–inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.438/7 maddesi hükmü uyarınca mahkeme kararının aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle (1) nolu bentte belirtilen nedenle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2-İkinci bentte açıklanan nedenle, mahkeme kararının “Hüküm” bölümünün 3..fıkrasında yer alan” davacı tarafın icra inkar tazminatı dahil fazlaya ilişkin taleplerin reddine” söz ve cümlesinin tamamen hükümden çıkarılarak, yerine “ fazlaya ilişkin talebin reddi ile birlikte, Davacının icra–inkar tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen asıl alacak 31.375,20 TL’nin %40’ı oranında icra-inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlelerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 30/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.