YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21572
KARAR NO : 2015/16757
KARAR TARİHİ : 25.05.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalıların 17 nolu parseldeki hisselerini 5.5.1997 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile murisleri Osman Şükrü Balkaya’ya sattığını, aynı sözleşme ile 19 nolu parselle ilgili tapu ferağ takriri verilmesine rağmen 17 nolu parselin kök muris İsmail adına kayıtlı olması, tapuda iştirak halindeki mülkiyetin devam etmesi nedeni ile bugüne kadar tapu ferağının verilemediğini, 17 nolu parselle ilgili kamulaştırma kararı alınması ve bu yönde acele el koyma kararı verilmesi sonucu tapu iptal ve tescil davası açmalarında da hukuki yarar kalmadığını ileri sürerek, satış vaadi sözleşmesine konu hisselerin dava tarihi itibariyle bedelinin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar zamanaşımı nedeniyle ve esastan davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağının mevcut olduğu, sözleşmenin on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesi ile zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalılar tarafından murislerine satışı vaadedilen 17 parsel nolu taşınmazın kök muris İsmail adına kayıtlı olması, iştirak halinde mülkiyetin devam etmesi, taşınmazla ilgili kamulaştırma kararı alınması nedeni ile tapu iptal ve tescil davası açmakta hukuki yararlarının kalmadığını ileri sürerek, satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazdaki hisselerinin dava tarihi itibariyle bedelinin tahsili için eldeki davayı açmışlardır. Mahkemece, taşınmaz üzerinde malik hanesinde yer alan Mehmet oğlu İsmail isminin yazması, soy isim olmadığından soy isim tashihi yapılmadan intikal yaptırma olanağının bulunmamasının idari bir işlem olup yargısal bir işlem olmadığı, veraset intikal işlemlerinin yapılmaması veya idari nedenlerle yapılamamasının iştirak halinde mülkiyetin çözülemeyeceği anlamına gelmeyeceği, iştirak halinde mülkiyetin çözümü için on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde iştirak halinde mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi veya izale-i şuyu yoluyla ortaklığının giderilmesi istenip bu dosyada soy isim tashihi davası açılarak bekletici mesele yapılıp iştirak halinde mülkiyetin çözümlenebileceği, bu nedenlerle gayri menkul satış vadi sözleşmesinin ifa olanağının mevcut olduğu ve on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacıların murisi .. ile davalılar arasında imzalanan 05.05.1997 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile 17 ve 19 parsel nolu taşınmazın 1.000.000.000 TL ya(eski TL) satışının vaat edildiği, taşınmazın intikal öncesi kayıt maliki kök muris İsmail Balkaya’nın veraset ilamına göre de davacıların murisi Osman Şükrü Balkaya ile satış vaadinde bulunan davalıların(… ve ölü Asiye Bozkurt) kök muris İsmail’in mirasçıları oldukları anlaşılmaktadır. Davacılar taşınmazın zilyetliğinin murisleri … devredildiği iddiasındadır. Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez. Hal böyle olunca mahkemece, dava konusu taşınmazın zilyetliğinin davacılar murisine devredilip devredilmediği hususunun araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın taraflara iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.