Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/21943 E. 2015/9975 K. 30.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21943
KARAR NO : 2015/9975
KARAR TARİHİ : 30.03.2015

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı şirketin temsilcileri ile Beypazarı Boztepe mevkiinde bulunan Akropol Termal Mega Kent tesisleri için 5.2.2012 tarihinde 12.644,00 TL bedelli devre mülk sözleşmesi imzaladığını, bu şekildeki sözleşmelerin resmi şekle tabi olduğundan geçersiz olduğunu, sözleşmeye konu devre mülkün teslim tarihinin 31.12.2013 olduğunu, sözleşmenin yasal olmadığı gibi maddi gerekçelerden dolayı sözleşmeyi tek taraflı feshetmek istediğini ihtarname ile kendisine bildirdiğini ileri sürerek, bu nedenle sözleşmenin iptali ile sözleşme eki olan 25 adet senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve ödenmiş 7 adet senet bedeli olan 4.219,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile taraflar arasındaki 5.2.2012 tarihli sözleşmenin davacı tarafça feshedildiğinin tespitine ve 3.585,00 TL’nin davalıdan tahsiline, sözleşmenin eki olan senetlerin iptaline ve senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, devremülk sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388 ve 389 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388.maddesinin son fıkrası ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa karar ile “bilirkişi raporunun sonuç kısmında vade tarihleri ve bedelleri yazılı 25 adet senedin iptaline” hükmedilmişken; gerekçeli kararda ise “bilirkişi raporunun sonuç kısmında vade tarihleri ve bedelleri yazılı (22/11/2012, 22/12/2012, 22/01/2013, 22/02/2013, 22/03/2013, 22/04/2013, 22/05/2013, 22/06/2013, 22/07/2013, 22/08/2013, 22/09/2013, 22/10/2013, 22/11/2013, 22/12/2013, 22/01/2014, 22/02/2014, 22/03/2014, 22/04/2014, 22/05/2014, 22/06/2014, 22/07/2014, 22/08/2014, 22/09/2014, 22/10/2014 tarihli ve her biri 317,00-TL bedelli) 25 adet senedin iptaline” karar verilmiştir. Diğer bir anlatımla, kısa kararda hangi senetlerin iptal edildiği açıkça yazılmamış ve bilirkişi raporuna atıf yapılmakla yetinilmiş, gerekçeli kararda ise hem bilirkişi raporuna atıfta bulunulmuş hem de hüküm altına alınan senetlerin vadeleri açıkça gösterilmiştir. Ne var ki, vade tarihleri gösterilen senet sayısının 24 olduğu dikkate alındığında, mahkemece 25 adet senedin iptaline karar verilmiş olması, az yukarıda açıklanan düzenlemelere açıkça aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2.) bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 30.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.