YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22440
KARAR NO : 2015/33086
KARAR TARİHİ : 12.11.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı tarafından inşa edilen …. Projesinden üç adet daire satın aldığını, tapu maliki olduğu gibi dairelerin de teslim edildiğini, projenin tanıtım borüşü ve kataloglarında …. konutlarının toplam alanının 47.100 m2 olacağının, bunun da % 75’lik kısmına tekabül eden 35.525 m2’sinin yeşil alan, otopark ve sosyal tesis alanı olacağının belirtildiğini, ancak davalının sosyal tesis taahhüdünü yerine getirmediğini ve eksik ifada bulunduğunu, katalogda sosyal tesis alanı olarak gösterilen yere iki adet daire ve bir adet alışveriş merkezinden oluşan H bloğun inşa edildiğini ve davalının burayı üçüncü kişiye devrettiğini, bu şekilde davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve eksik ifa nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, uğradığı zararın tespiti ile faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş; 05.11.2012 tarihli dilekçeyle dava değerini 2.800,61 TL olarak belirlemiştir.
Davalı, herhangi bir ayıp ve eksik ifanın söz konusu olmadığını, iddia edildiği gibi taahhüdünün bulunmadığını, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının edimini eksik olarak yerine getirdiğinin tespiti ile birlikte davanın kabulüne, 2.800,61 TL tazminatın ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satış esnasında sunulan projenin tanıtım kataloglarında belirtilen ancak bunlara uygun olarak yapılmayan veya eksik yapılan işler nedeni ile davacının satın aldığı dairelerde oluşan değer kaybının ödetilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, tanıtım materyallerinde nasıl bir yapı olacağı açıklanmamasına karşın, sosyal tesis alanından bahsedildiği, ancak buna rağmen hiçbir şekilde sosyal tesis alanının yapılmayıp yerine başka bir blok inşa edildiği, taahhüt edilen şekilde edimlerin yerine getirilmediği, bu durumun eksik ifa niteliğinde olduğu kabul edilerek, değer kaybına hükmedilmiştir.
Uyuşmazlık; dava konusu olayda “ayıplı ifa” mı, yoksa “eksik ifa”nın mı söz konusu olduğu; burada varılacak sonuca göre satıcının sorumluluğuna gidilebilecek ihbar ve zaman aşımı süreleri ile talep hakkının kapsamının ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Davacı tüketici olduğuna göre, tüketici hukuku ile ilgili ayıba ilişkin düzenleme, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’un 4. maddesinde yer almaktadır.
Anılan maddenin birinci fıkrasında; “Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan veya satıcı tarafından vaat edilen veya standardında tespit edilen nitelik ve/veya niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mal veya hizmetler, ayıplı mal veya ayıplı hizmet olarak kabul edilir.” denilmekte, devam eden fıkralarda ise buna ilişkin biçimsel koşullar sayılmaktadır.
Ayıp kavramı ile eksik iş ise birbirinden farklıdır.
Ayıp; yasa yada sözleşmede öngörülen unsurlardan birinin veya birkaçının eksikliği yada olmaması gereken vasıfların olmasıdır.
Eksik iş ise; sözleşme konusu işlerin yapılmaması yani hiç yapılmayan iştir.
Eksik ifa ise, kanunlarımızda tanımı yapılmamakla birlikte, 4077 sayılı Kanun’un 4. maddesinde sayılan ayıp kavramı içerisinde mütalaa olunmaktadır.
Yukarıda da ayrıntısı ile açıklandığı üzere; malın ayıplı olması halinde taraflara ait hak ve yükümlülüklerin nelerden ibaret olduğu, 4822 sayılı Kanun’la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinde düzenlenmiş; ayıbın gizli ya da açık olması halleri için ayrı ihbar süreleri getirilmiş; hatta ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmesi halinde zamanaşımı süresinden yararlanılamayacağı, açıkça ifade edilmiştir.
Buna göre; satılan maldaki ayıp açık ayıp niteliğinde ise, 4077 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde; gizli ayıp niteliğinde ise, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması, gerekmektedir.
Her ne kadar, 4. madde de konut satışlarında zaman aşımı süresi beş yıl olarak öngörülmüş ise de, konutu satın alan davacı, açık ayıp halinde, malı teslim aldığı tarihten itibaren otuz gün içerisinde satıcı veya malike ayıp ihbarında bulunur ise, bu durumda malı teslim aldığı tarihten itibaren beş yıl içerisinde 4077 sayılı Kanun’a dayanarak dava açabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tanıtım kataloglarında sosyal tesisin taahhüt edilip yapılmamasının, davacının satın aldığı dairelerin ekonomik değerini düşürebileceği, ancak bu durumun açık ayıp olacağı, davalıların ise bu ayıbı gizlemek için herhangi bir hileye başvurmadıkları kuşkusuzdur. Ancak, dairelerin tesliminden sonra taahhüt edilen sosyal tesisin yerinde başka bir bloğun inşaatının devam etmesi, alıcılarda inşaatın kendileri için sosyal tesis olarak yapıldığı algısını yaratabileceği de göz önünde bulundurularak, ihbar süresinin başlangıcının mahkemece tayini ile süresinde ihbar olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme sonucu ve yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 48,00 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.