YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/23580
KARAR NO : 2015/16650
KARAR TARİHİ : 21.05.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, yapmakta olduğu binanın 12 numaralı bağımsız bölümünü 11.09.2006 tarihli sözleşme ile davalıya sattığını, davalının söz konusu bağımsız bölüm için bazı sözleşme dışı imalatlar talep ettiğini, davalının bu taleplerinin yerine getirilerek söz konusu bağımsız bölümün davalıya teslim edilmesine karşın davalının 17.000,00 TL bakiye satış bedeli ile 9.000,00 TL sözleşme dışı iş bedelini ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında başlatılan icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 15.234,86 TL satış bedeli ve 3.600,00 TL sözleşme dışı iş bedeli olmak üzere 18.834,00 TL üzerinden itirazın iptaline, 15.234,86 TL satış bedelinin % 40’ı olan 6.093,94 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK.nun 67/2 maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağın likit ve belli olması, yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan yasal kurallar ışığında, takip konusu alacak değerlendirildiğinde alacağın yargılamayı gerektirdiği ve borçlu tarafından belirlenebilir nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda hükmedilen alacağın likit olduğundan söz etmek mümkün değildir. Böyle olunca % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeni bir yargılamayı gerektirmediğinden HMUK’un 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümünün 3. fıkrasının hükümden çıkarılmasına, yerine “Yasal koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 21.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.