YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/23607
KARAR NO : 2015/17317
KARAR TARİHİ : 28.05.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların satın aldıkları büyükbaş hayvanların karşılığı olarak dava konusu üç adet senedi verdiklerini, bu senetleri vadesi geldiğinde ödemediklerini, 10.02.2010 tarihinde borcun kısmen ödendiğini kalan kısım için şahit huzurunda sözleşme yaptıklarını, yeni sözleşmeyle kararlaştırılan tarihte borcun yine ödenmediğini, davalılar aleyhine icra takibi yapdığını ve davalıların yapılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptaline ve inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; kararın davalılarca temyizi üzerine Dairemizin 24.06.2013 tarih ve 7416-17363 sayılı ilamıyla kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK.nun 294.maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği celsede hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda, mahkemece hüküm kurulurken kısa kararda “Davacının davasının reddine” şeklinde karar verilmiş, gerekçeli kararda ise “Davacının davasının husumet yokluğundan reddine” şeklinde karar verilmiş, böylece çelişki ve tereddüt yaratılmıştır. Bu haliyle gerekçeli karar ve kısa karardaki hükmün az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemece, az yukarda açıklandığı üzere ve 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, yeniden bir karar verilmesi için çelişkili olarak kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 28/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.