Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/25734 E. 2015/15910 K. 18.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/25734
KARAR NO : 2015/15910
KARAR TARİHİ : 18.05.2015

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 1938 doğumlu murisinin 20.10.2011 tarihinde ölmeden önce davalı bankadan 3000 TL tüketici kredisi kullandığını, 980 TL kredi kartı masrafı dahil borcu tamamen ödeyerek kapattığını, davalının sigorta yapmayarak kendisini zarara uğrattığını, ödediği toplamı 3980 TL nin faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, 73 yaşındaki murise kefalet karşılığı kredi verildiğini sigorta yaptırmak zorunda olmadıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki 2. bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının murisinin davalı bankadan tüketici kredisi sözleşmesine istinaden 27.07.2011 tarihinde 12 ay geri ödemeli 3000 TL bedelli ihtiyaç kredisi kullandığı, borcun iki taksitini ödedikten sonra 20.10.2011 tarihinde öldüğü, bedelin faiziyle davacı tarafından bankaya ödendiği uyuşmazlık konusu değildir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kredi borçlusunun hayat sigortası ile sigortalanması hususunu düzenleyen kredi sözleşmesinin 11.2 maddesindeki düzenleme karşısında davacıyı borçtan kurtaran bir davalı kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
.. sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasada kredinin sigorta teminatı altına alınmasıyla ilgili tarafları bağlayıcı bir düzenleme bulunmadığı için uygulamada bankalar tarafından kredi verilmesi, yapılması isteğe bağlı sigortaların yaptırılması şartına bağlanmakta, bu sigortaları yaptırmayan tüketicilere kredi kullandırılmamaktadır. Esasen kredi borcunu teminat altına alan hayat sigortasının yaptırılmasında hem tüketicinin hem de bankanın menfaati olduğu için taraflar sözleşme hükümlerine göre bu edimi yerine getirmektedirler. O yüzden kredi sözleşmelerinde bankaya getirilen sigorta yaptırma yükümlülüğüne ilişkin hükümler haksız şart olarak değerlendirilmemiştir. Buna karşın olayda uygulama yeri olmayan 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı ..na göre artık kredi verilmesi sigorta yaptırılması şartına bağlanamayacaktır. Yeni düzenlemeye göre tüketicinin açık talebi olmaksızın kredi ile ilgili sigorta yaptırılamayacağı, zorunlu sigortalarda veya tüketicinin sigorta yaptırmak istemesi halinde ise istediği sigorta şirketi ile imzaladığı poliçenin kredi veren tarafından kabul edileceği öngörülmüştür. (6502 sk m.29 ve m.38). Fakat bilgilendirme yükümlülüğü konusunda.. sayılı Yasanın 10. maddesinde düzenlenen tüketici kredilerinde böyle bir hüküm olmamasına karşın yeni yasanın 31/4. maddesiyle tüketici kredisi sözleşmelerinde özel düzenleme yer almaktadır. .. sayılı Yasanın m.10/B maddesinde konut finansman kredilerinde olduğu gibi genel olarak tüm tüketici sözleşmelerinin kurulması öncesinde ve kurulması sırasında tüketicinin bilgilendirilmesi yükümlülüğünün düzenlendiği bütün hallerde amaç, taraflar arasındaki dengesiz durumu gidermek ve tüketicinin de bilgilendirilmiş bir şekilde sözleşme kurmasına imkân tanımaktır. Zaten Tüketicinin Korunması hakkındaki Kanunun varlık nedeni muazzam örgütlülüğe sahip banka ve sigorta gibi dev kurumlarla imzalanan sözleşmelerde birey olarak zayıf konumdaki tüketiciyi korumaktır. …. madde) Dolayısıyla banka kredi sözleşmesinde hayat sigortası talep edecekse riziko konusunda tüketiciyi aydınlatmalıdır.
Böyle bir uyuşmazlıkta sözleşme ile hangi tarafa veya taraflara hangi yükümlülüklerin getirildiği ve diğer idari düzenlemeler üzerinde önemle durulmalıdır. Kredinin verildiği tarihte yürürlükte olan “Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigortalar uygulama Esasları Yönetmeliği”nin “İhtiyari sigortalar” başlıklı 6. maddesinde “Kredi ile bağlantılı olarak yapılacak ihtiyari sigortalarda, kredi ilgilisinin menfaatinin sigorta edilmesi, sigorta sözleşmesi ile sunulan teminatların kredi konusu ve kredi kullananın ihtiyaçları ile uyumlu olması esastır. “Bilgilendirme yükümlülüğü” başlıklı 7. maddesinde “(1) Kredi ile bağlantılı olarak yapılacak sigortalar konusunda, kredi sözleşmesi yapılmadan önce, kredi kuruluşu tarafından kredi kullanana bilgi verilir. Söz konusu bilginin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Müsteşarlıkça tespit edilir. (2) Kredi kuruluşunun aracı olduğu kredi bağlantılı sigorta sözleşmelerine ilişkin bilgilendirme yazılı olarak yapılır. Kredi kullanan tarafından imzalanan bilgi formunun bir örneği kredi kuruluşu veya şirket tarafından saklanır. (3) Ancak, kişilerin fiziki olarak karşı karşıya gelmesinin söz konusu olmadığı hallerde veya işin mahiyetinin gerektirdiği durumlarda elektronik ortamda veya ilgilinin bilgi formuna erişimini mümkün kılan benzeri araçlarla bilgilendirme yapılabilir. Bu durumda, ispat yükümlülüğü kredi kuruluşuna aittir. (4) Kredi kuruluşunun aracı olduğu kredi bağlantılı sigortalarda verilecek olan bilgi formunun şekil ve asgari içeriği Müsteşarlıkça tespit edilir. (5) Şirket, kredi kuruluşunun bu Yönetmelik kapsamındaki bilgilendirme yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmesini temin etmek üzere her türlü tedbiri alır. (6) Kredi kuruluşunun aracı olduğu kredi bağlantılı sigortalarda 28/10/2007 tarihli ve 26684 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik kapsamında düzenlenen Bilgilendirme Formları verilmez. (7) Kredi kuruluşunun aracı olmadığı poliçelerde Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik kapsamında işlem tesis edilir.” hükümleri yer almaktadır.
Bununla birlikte davalıların murisi ile davacı banka arasında imzalanan Tüketici kredisi sözleşmesinin 11.2 maddesinde “Müşteri açılan kredi sebebiyle bankanın uygun göreceği bedel ve şartlarda hayat sigortası yaptıracağını, önceden yapılmış bir hayat sigortası var ise poliçede bankanın dain ve mürtehin gösterilmesi yönünde gerekli değişikliğin yapılarak poliçeyi bankaya teslim edeceğini, vefat halinde sigorta sonucu ödenecek tazminattan o tarihte bankaya olan borcun mahsubundan sonra kalacak miktarın mirasçılara ödenmesini kabul ve taahhüt eder” hükmü bulunmaktadır. Sözleşmenin bu hükmü ile yukarıdaki yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde bankaya kredi borcunu sigorta altına aldırma yükümlülüğü yüklenmiş olup kural olarak banka tüketiciyi sigorta yapmaya zorlayamaz ise de bu konuda kredi sözleşmesinin kurulmasından önce bankanın tüketiciyi bilgilendirme yükümlülüğü altında olduğu kabul edilmelidir. Sözleşmenin imzalandığı tarihte 73 yaşında olan tüketiciye kredi açarken kendi alacağını, menfaatleri doğrultusunda adi kefalet ya da maaştan ödeme taahhüdüyle teminat altına alırken, tüketicinin ölümü halinde eş ve çocuklarını koruyacak şekilde kredi borcunun sigortalanması konusunda bilgilendirme yapmaması hukuken korunamaz. Banka kredi hakkında bilgilendirme yükümlülüğünün yapıldığını ispat etmek zorundadır. Olayda davalı bankanın bu yönde bilgilendirmeyi yapmadığı açıktır. Bu nedenle tüketiciyi sigorta konusunda bilgilendirmediği için bankanın az da olsa kusurlu olduğu kabul edilmelidir. Dairemizin 01.07.2013 T. 2013/8602-18042, Y. 13 HD. 9.4.2015 T. 2015/1534-11329 sayılı kararları ile ..’nın 23.12.2009 gün ve 2009/13-433-2009/580, yine .. 2013/13-1592 esas sayılı dosyalarında aynı ilkeler benimsenmiştir. Hal böyle olunca kredi borcunun teminat altına alınması için sigorta poliçesi düzenlenmemesinde Bankanın da müterafik kusuru üzerinde durularak, ..maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarına göre zararın paylaştırılması gerekirken; mahkemece sigorta yapılmamasını genel bankacılık teamülleri gereği mevzuata uygun bulan yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.