Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/26474 E. 2015/18734 K. 04.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/26474
KARAR NO : 2015/18734
KARAR TARİHİ : 04.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı ile aynı taşınmazda hissedar olduklarını, müteahitle kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılacağı sırada kendisini de temsil etmesi için davalıya vekaletname verdiğini, ancak davalının vekalet görevini kötüye kullanarak taşınmazdaki diğer hissedarlara göre daha kötü vasıfta bir dairenin kendisine düşmesini sağladığını ve bu suretle daha iyi daireyi mal edinerek haksız zenginleştiğini, doğan zarardan davalının sorumlu olduğunu savunarak belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL üzerinden ikame ettiği davada zararının tespiti ve davalıdan müteahitle ilk sözleşmenin imzalandığı 30.11.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, bilirkişi raporu sonrasında talebini 15.000,00 TL ye yükseltmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL tazminatın 100,00 TL si dava, 14.900,00TL si ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tüm alacağa dava tarihiden faiz işletilmesi isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, vekalet sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davacının hükmolunan alacağa ıslah dilekçesi ile birlikte dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebi yerinde görülmemiş ise de, Borçlar Kanunun 508. maddesine göre hesap verme yükümlülüğü altında bulunan vekil, bu sorumluluğundan doğan alacağın faizinden de hesap verme yükümlülüğünü doğuran eylem itibariyle sorumlu olacaktır. Bu halde alacağa işlem tarihinden itibaren faiz işletilmesi istemi yerinde ise de davacı yargılama içerisinde faizin dava tarihinden işletilmesi gerektiğini ileri sürdüğüne göre, çoğun içinde az da vardır kuralı da dikkate alınarak bozmayı gerektiren hükmün, yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’un 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının ikinci bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün bir ve iki numaralı fıkralarının kaldırılarak yerine “Davanın kabulü ile 15.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” söz ve rakamları yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 4.6.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.