YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/28354
KARAR NO : 2015/33639
KARAR TARİHİ : 19.11.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı hizmet davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılar ile imzalanan satış sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazın kendisine teslim edildiğini, teknik şartnamede belirtilen malzemelerin kullanılmadığını ve proje kapsamında müşterilere vaat edilen taahhütlerin yerine getirilmediğini tespit ettiğini, konutun ayıplı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ayıp nedeni ile oluşan 10.000,00TL değer kaybının konut bedelinin ödendiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, konuttaki ayıplar nedeni ile konutta meydana gelen değer kaybının tahsili istemine yöneliktir. Davalılar, taraflar arasında imzalanan 12.12.2012 tarihli sulh sözleşmesi ve ibranameye göre biribirini ibra ettiklerini, konutta ayıp olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir. Mahkemece, sulh sözleşmesi ve ibranamenin 3. maddesi hükmü ile davacının davalıları ibra ettiği, konuttaki eksik işler ve ayıp nedeniyle bedel indirimine ilişkin taleplerinden feragat ettiği sonucuna varıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki taraflar arasında düzenlenmiş bulunan sözleşmenin konusu başlıklı maddesinde davacının geç teslim nedeni ile doğan gecikme cezasına
istinaden icra takibi başlattığı ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığı açıklandıktan sonra konutun geç teslimi nedeni ile aralarında doğan uyuşmazlığın sözleşmede öngörülen hüküm ve sonuçlar dahilinde sulhen sona erdirilmesi hususunda mutabakata varıldığı belirtilmiştir. Eldeki dava ise taşınmazda tespit edilen ayıplar nedeni ile oluşan değer kaybına ilişkindir. İbranamenin konusunun eldeki davadan farklı olması karşısında mahkemenin anılan ibranameyi esas alarak davanın reddine karar vermesi doğru değildir. Mahkemece, davalı tarafından sunulan ibranamenin dava konusu ile ilgili olmadığı gözetilerek işin esasına girilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.