YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/28805
KARAR NO : 2015/22650
KARAR TARİHİ : 30.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı vekili avukat … geldi. Davacı taraftan gelen olmadığından, onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 13/05/2008 tarihli vekaletname ile … İcra Müdürlüğüne ait 2007/215 esas sayılı takip dosyasında davalıyı avukat olarak temsil ettiğini, 80.000,00 TL üzerinden başlatılmış olan takipte, borçlunun gayrimenkulüne haciz konulup satış aşamasına gelindiğini, 20.2.2009 tarihli 1.satışta gayrimenkule alıcı çıkmadığını, 2.satışın yapılacağı 2.3.2009 tarihinde ise, davalının yeni vekilinin, vekaletname ibraz etme suretiyle satışın ve satışa arz şerhinin kaldırılmasını istediğini, davalının bir başka avukata vekalet vermesi nedeni ile işi takip etme imkanının kalmadığını, Avukatlık Kanunu gereğince vekalet ücretinin muaccel hale geldiğini, işlemiş faizi ile birlikte gerek akdi gerekse mahrum kaldığı karşı taraf vekalet ücretinin tahsili için takip başlattığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın İptaline, %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının haklı olarak azledildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “davalının 02/03/2009 tarihinde taşınmazı tapudan devraldığı, azlin ise 26/03/2009 tarihinde yapıldığı gözetildiğinde, azlin haklı sayılamayacağı, icra takibinde Avukatlık Kanunu’nun 164/4. maddesine göre talep edilen 11.600,00 TL ile aynı Kanun’un 164/son maddesine göre talep edilen 7.500,00 TL vekalet ücretinin yerinde olduğu, %20 sınırın altında kaldığı, azilnamenin tebliğ tarihi olan 26/03/2009 tarihine göre yapılan faiz hesabına göre davacının 4.544,75 TL faiz isteyebileceği” belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan 19.100,00 TL asıl alacak ile takip tarihine kadar işlemiş 4.544,75 TL faiz alacağına ilişkin itirazın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz yürütülmesine, alacak likit olduğundan 19.100,00 TL’nin %40’ı oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, işlemiş faizi ile birlikte gerek akdi, gerekse yasal (karşı taraf) vekalet ücreti alacaklarının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı, davalı ile takip değerinin %14,5 miktarı üzerinden vekalet ücretinin ödenmesi konusunda anlaştıklarını ileri sürmüşse de, davalı buna karşı çıkararak, böyle bir anlaşmanın olmadığını savunmuş, davacı tarafından da bu yönde bir sözlü anlaşmanın varlığı ispat edilememiştir. O halde taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığından, %14,5 oran üzerinden yapıldığı iddia edilen şifai sözleşmenin varlığı da ispat edilemediğinden, davacının talep edebileceği akdi vekalet ücretinin, Avukatlık Kanunu’nun 164/4. maddesine göre belirlenmesi gereklidir.
5043 sayılı yasa ile değişik Avukatlık Kanunu’nun 164/4.maddesinde, “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” hükmü öngörülmüş olup, dava konusu olayda da ücret konusu, değeri para ile ölçülen bir icra takibi olduğundan davacıya ödenecek vekalet ücretinin (davacının talebinin %14,5 oran üzerinden olduğu da dikkate alındığında), takip değerinin %10’u ile %14,5’u arasındaki bir oranda mahkemece takdir edilmesi gereklidir.
O halde mahkemece, davacının hak etmiş olduğu akdi vekalet ücretinin, Kanunda öngörülen oranlar dahilinde olmak üzere, işin niteliği, zorluk derecesi, işe harcanan zaman ve sarf edilen emek ve mesai dikkate alınarak tespit edilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, taraflar arasında sözlü bir ücret sözleşmesinin yapıldığı ispat edilemediği halde, herhangi bir değerlendirme yapılmadan sadece “%20 sınırının altına kaldığından” bahisle 11.600,00 TL akdi vekalet ücretinin kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117.(Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101/1.) maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Somut olayda davacı, takip konusu alacağı için takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispat edemediğinden, alacağına ancak takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep edebilir. Her ne kadar mahkemece davacının, azlin tebliğ edildiği tarihten, icra takip tarihine kadarki süre için işlemiş faiz alacağını da talep edebileceği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, davacının vekaletten azledilmesi, ücret alacağını muaccel hale getirirse de, muaccel olan söz konusu bu alacağa faiz yürütülebilmesi, ancak davalı borçlunun temerrüde düşürülmesi ile mümkündür. Davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğine göre, mahkemece işlemiş faiz yönünden itirazın iptali isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle bu kalem istek yönünden de itirazın iptaline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Birinci bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 327,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 30.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.