YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/29815
KARAR NO : 2015/36126
KARAR TARİHİ : 10.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka, davalının tüketici kredisi kullandığını ancak kredi borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve % 20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne,…İcra Müdürlüğü’nün … sayılı takip dosyasında davalı borçlunun itirazının kısmen iptali ile icra takibinin 9.217,91 TL asıl alacak, 403,85 TL işlemiş faiz, 20,19 TL …V, 82,98 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 9.724,93 TL üzerinden devamına, asıl alacak yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın % 20’si olan 1.843,58 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, davacı tarafından gönderilen muacceliyet ihtarnamesinin borçlu davalıya tebliğ edilemediği, ancak davalının taksit ödeme planını kredi kullanırken elden teslim aldığı ve taksitlerden haberdar olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Kanunun 10/3. maddesinde “… Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.” hükmü yer almaktadır. Dosya kapsamı ile davalı borçlunun birbirini izleyen iki taksidi ödemede temerrüde düşmüş olduğu sabittir. Buna göre davacı bankanın kredi sözleşmesinin 5. maddesinde saklı tuttuğu hakkını kullanabilmesi için 4077 sayılı Kanunun 10/3. maddesi hükmüne göre davalıya muacceliyet ihtarnamesi göndermesi gerekir. Davacı bankanın 19.07.2013 tarihli ihtarının davalıya tebliğ edilemediği mahkemenin de kabulünde olup, usulüne uygun bir muacceliyet ihtarı bulunmadığından tüm kredi borcu için takip yapılamaz. Ancak davacı banka, davalı borçlunun hesap katinde ve takip tarihinde halen ödemediği ya da eksik ve geç ödediği taksitler nedeniyle gecikme faizi ve diğer ferileriyle birlikte takip yapma hakkına sahiptir. O halde mahkemece, davalı borçlunun takip tarihine kadar ödemediği taksitlerle, geç ödeme nedeniyle gecikme faizi ve ferilerinin miktarı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenecek miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümden kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.