Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/30733 E. 2015/34412 K. 24.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/30733
KARAR NO : 2015/34412
KARAR TARİHİ : 24.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, arkadaşı olan davalının otomobil satın almak için kendisinden 50.000,00 TL borç istediğini, bunun üzerine 29.05.2012 tarihinde …..’den söz konusu tutarı davalı hesabına gönderdiğini, bir süre sonra yeniden kendisini arayan davalının, düşündüğü aracın bir üst versiyonunu almaya karar verdiğini ve 5.000,00 TL’ye daha ihtiyacı olduğunu belirtmesi üzerine, 01.06.2012 tarihinde davalı hesabına 5.000,00 TL daha gönderdiğini, davalının gönderilen bu paralar ile kendisine sıfır kilometre bir otomobil aldığını; ancak vadesi gelen borcunu ödemediğini, borcun ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, İcra ve İflas Kanununun İİK’nın 67. maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir”. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi,açıkça,takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır.Hemen belirtmek gerekir ki,alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu,borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış; dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. Hal böyle olunca,mahkemece, davalının bu istemi hakkında red kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine,iki numaralı bent uyarınca hüküm fıkrasının ikinci bendinde yer alan “55.000,00 TL asıl alacak üzerinden davalı yararına %20 inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 24.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.