Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/31874 E. 2015/34702 K. 30.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/31874
KARAR NO : 2015/34702
KARAR TARİHİ : 30.11.2015

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 10.07.1991 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalının hissesine isabet eden 43 nolu dairenin satışı konusunda davalı ile 2.000.000 TL ya anlaştıklarını, davalının daireyi 30.08.1992 de teslim edeceğini taahhüt ettiğini, ancak tapuya gittiğinde apartman kaydına rastlanmadığı gibi, tapuya konu arsa üzerinde onlarca haczin olduğunu, davalı tarafından yapılan binanın kaçak olduğunu, tapuyu alamayacağını anladığını ileri sürerek, gayrimenkul satış vaadi sözeşmesinin feshine, taşınmazın emlak değerinin yasal faizi ile tahsiline, teslimi taahhüt edilen tarihten itibaren kazandığı kira gelirinin tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, bahse konu taşınmazın 1992 yılında kaba inşaat olarak davacıya teslim edildiğini, davacının yedinde bulunan taşınmazdan istifade etmemekle, kendi kusuru ile kazançtan mahrum kaldığını savunarak zamanaşımı ve esastan da davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 10.07.1991 tarihli olması, davanın ise 21.11.2012 de açılmış olması nedeniyle aradan 21 yıl 4 ay 11 gün geçtiğinden zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaadedilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez. Davalı tarafın da kabulünde olduğu üzere, satışı vaadedilen taşınmazın 1992 yılında davacıya teslim edildiği ve davacının yedinde bulunduğunun anlaşılmasına göre, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.