YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/33892
KARAR NO : 2015/27496
KARAR TARİHİ : 28.09.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya verilen vekaletnameye dayalı olarak kendisine ait taşınmazını sattığını, satış bedelinden bilgisinin olmadığını ve satış bedelini davalının ödemediğini ileri sürerek; taşınmaz rayiç değerinin tespit edilerek, rayiç değeri üzerinden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 8.500 TL alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir. 21.12.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını 77.800 TL yükseltmiştir.
Davalı, davacının kendisine vekalet verdiği tarihte taşınmazın bedeli olarak belirlediği 34.000 TL bedeli davacıya verdiğini, davacınında kendisine vekalet çıkardığını, taşınmazı tapuda satacağı sırada taşınmaz üzerinde üç adet haciz olduğunu gördüğünü hacizlerle birlikte sattığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile,77.800 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı ile yapılan vekalet sözleşmesine dayalı olarak kendisine ait taşınmazın davalı vekil tarafından satışı nedeniyle doğan alacağın tahsili isteminde bulunmuş olup, davanın hukuki niteliği bakımından Borçlar Kanununun 392 maddesine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır. Davalı vekil, BK.nun 392. maddesi gereğince ifa ettiği görev nedeniyle davacıya ait taşınmazın satışından elde ettiği satış bedelini müvekkili davacıya vermekle yükümlüdür.
Somut uyuşmazlık itibariyle, davalı vekilin davacıya ait taşınmazı vekil sıfatı ile 22.01.2010 tarihinde sattığı, ancak dosya kapsamı itibariyle satış bedelini davacıya ödediğini ispat edemediği,bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı her ne kadar BK.392. maddesine göre davaya konu taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelini talep hakkı bulunmakta ise de, davacının…. İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/1256 esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde, taşınmazın değerinin davalı tarafından kendisine 34.000 TL olduğunun söylendiğini, davalının taşınmazın değerini düşük olarak göstermesine rağmen davalıya taşınmazı satmasını ve alacağını içerisinden almasını söylediğini beyan etmek suretiyle taşınmazın 34.000 TL bedel üzerinden satışına muvafakat ettiği anlaşılmaktadır.Bu itibarla mahkemece taşınmazın 34.000 TL üzerinden satılmasına davacının muvafakat ettiği ve davalının bu miktar üzerinden davacıya karşı sorumlu olduğu gözetilerek hüküm verilmesi gerekirken yazılı şekilde bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer üzerinden hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 1.328,65 TL harcın istek halinde iadesine, 28/09/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.