Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/34690 E. 2015/27500 K. 28.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/34690
KARAR NO : 2015/27500
KARAR TARİHİ : 28.09.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalıların murisine yapılan tedavi nedeniyle doğan hizmet bedeli alacağının tahsili amacıyla icra takibi yaptıklarını,davalı taraflarca yapılan haksız itiraz üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek; icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar savunmalarında, murislerinin yapılan tedavisi nedeniyle davacının hesap çıkarmaması üzerine….. şikayet ettiklerini, bu şikayet sonrası davacı yetkilileri ile yapılan görüşme sonucu borç miktarının 26.000 TL hesaplandığını ve bu miktarın ödendiğini,ancak davacının tek taraflı düzenlediği ve tebliğ edilmeyen faturaya dayalı olarak borç çıkarmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, icra takibinin 11.489,43 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş,hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı şirkete ait hastanede davalıların murislerine uygulanan tedavi nedeniyle doğan hizmet bedeli alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalıların murisinin, 01.03.2012 tarihinde davacı şirkete ait hastanede tedavisine başlandığı 16.03.2012 tarihinde taburcu edildiği, ilgili tarihler arasında dava konusu tedavi hizmetinin verildiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı, davalıların murisinin tedavisinden dolayı bakiye 14,280,49 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek bunun işlemiş faizi ile tahsili amacıyla …. İcra Müdürlüğü’nün 2012/17229 sayılı dosyası ile icra takibine girişmiş; davalılar ise borçlu olmadıklarını savunarak takibe itiraz etmiş, mahkemede de tedavi bedelinin davacı yetkilileri ile biraraya gelinerek 26.000 TL olarak belirlendiğini ve bu miktar üzerinden davacıya ödeme yaptıklarını savunmuşlardır. Uyuşmazlık tedavi miktarının ne kadar olduğu noktasında toplanmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile “icra takibinin 01.03.2012 günlü ve 40,280,49 TL proform fatura üzerinden hesaplanarak yapıldığı ancak asıl faturanın 31.07.2012 gün ve 37,849,43 TL bedelli olduğu bu bedelden 26,000 TL ödemenin mahsubu ile bakiye borcun 11,489,43 TL olduğu” husuları belirlenmiş, mahkemece bu rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur. Ancak bu söz konusu faturanın hastanın taburcu edilmesinden sonra 31.07.2012 tarihinde tek taraflı olarak düzenlendiği tespit edilmiştir. Her ne kadar davalıların “tedavi bedelinin 26.000 TL olduğu hususunda davacı tarafla anlaştıkları” yolundaki savunmaları dosya kapsamı itibariyle yasal deliller ile ispat edilememiş ise de uzman bilirkişilerden oluşturulacak bir bilirkişi heyeti aracılığıyla inceleme yapılarak, davacı tarafından düzenlenen 31.07.2012 tarihli faturaya konu hizmet bedelinin yerindeliği değerlendirilmek suretiyle alınacak rapor sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlık konusu itibariyle özel uzmanlığı bulunmayan hesap bilirkişisinden alınan rapora itibar edilerek eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 28.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.