YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/34752
KARAR NO : 2015/36095
KARAR TARİHİ : 10.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, murisleri …’nın böbrek hastası olduğunu, riskli gebelik nedeniyle kürtaj için davalı hastaneye başvurduğunu, diğer davalı tarafından 9.3.2005 tarihli kürtaj operasyonu sırasında rahim ve bağırsak delinmesi nedeniyle ertesi gün …Hastanesine sevk edildiği ancak diyaliz ünitesi bulunmaması nedeniyle bu kez…Hastanesine sevkedildiğini ve derhal ameliyata alındığı ancak 6.4.2005 tarihinde vefat ettiğini, davalı doktorun işini özenle yapmaması nedeniyle kürtaj operasyonu sırasında bağırsak ve rahim delinmesi olduğu, bu durumunda zamanında farkedilmeyerek tedavisinin zorlaştırıldığını ileri sürerek 50.000 er TL manevi tazminat ile 500’er TL maddi tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak davalılardan yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar murisleri …nın davalı hastanede diğer davalı doktor tarafından yapılan kürtaj operasyonu sırasında meydana gelen rahim ve bağırsak delinmesi nedeniyle ölümüne sebebiyet verildiğini ileri sürerek, maddi ve manevi zararlarının tazmini için eldeki davayı açmışlardır. Davalılar, davanın reddini dilemiş, mahkemece de … Kurulu raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içinde, … 23.3.2009 ve 21.11.2008 tarihli … raporlarında hastanın kürtaj işlemi sırasında meydana gelen komplikasyon sonucu öldüğü belirtilmiştir…. Kurulunun 11.7.2013 tarihli raporunda, kürtaj işleminde rahim ağzı darlığı nedeniyle hastaya dilatasyon uygulanması sırasında meydana gelen bağırsak ve rahim delinmesinin komplikasyon olduğu, zamanında tanısının konularak uygun tedavisine başlanıldığı sevk kararının uygun olduğu, yapılan kürtaj işlemi ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu, ancak kişinin muayene, takip ve tedavisine katılan ilgili hekimlere ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığından ölüm olayından sorumlu tutulamayacakları belirtilmiştir…. 21.1.2011 tarihli raporunda ise olayın komplikasyon olmakla birlikte derhal diyaliz ünitesi olan bir sağlık kuruluşuna sevkinin yapılmamasının bir eksiklik olduğu, otopsi yapılmadığından tam ölüm sebebinin de anlaşılamadığından komplikasyon ile arasında illiyet bağı bulunmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporlarına davacılar itiraz ederek çelişkinin giderilmesini talep etmişlerdir.
Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390)
Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören Vekil özenle davranma zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakılacak olursa, mahkemece… raporu esas alınarak hüküm verilmiş ise de, dava konusu olay ve hastanın ameliyat sonrası şikayetlerinin değerlendirilmesi yönünden davalı doktorun teşhis ve tedavi anlamında yeterli özen ve dikkati gösterip göstermediği konusunda yeterli açıklamayı içermemektedir. Bu nedenle mahkemece, üniversitelerin tıp fakültelerinde görevli konusunda uzman öğretim görevlilerinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden taraf ve yargı denetimine elverişli rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 10/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verild.