Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/39550 E. 2015/33228 K. 16.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/39550
KARAR NO : 2015/33228
KARAR TARİHİ : 16.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının açacağı eczaneye ortaklık konusunda şifaen anlaştıklarını, bu amaçla davalıya ve davalının bildirdiği 3. kişilere banka kanalı ile para gönderdiğini, ancak davalının anlaşmaya aykırı davrandığını, ortaklık ilişkisini inkar edip, gönderdiği paraları borçlanarak ödemeyi taahüt ettiği ancak ödemediğini, davalıya gönderdiği 57.737.11 TL alacağın tahsili için davalı hakkında icra takibi yaptığını, davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, icra takibine vaki itirazın iptali ile % 40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne; icra takibinin 29.574,34 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, eldeki dava ile davalıya ve onun bildirdiği 3. kişilere gönderdiği banka havaleleriyle borç verdiğini,davalı tarafından borcun ödenmemesi üzerine icra takibi yaptığını, yapılan icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek 57.737,11 TL’nin tahsilini istemiş, davalı ise kendisine havale edilen 20.000 Tl borç olarak gönderildiğini ancak ödediğini, kendisinin de davacıya araba alması için 9.350 TL elden borç verdiğini, bu havelenın borcun geri ödenmesi niteliğinde olduğunu, 3. kişilere yapılan havalelerin kendisi ile ilgisi olmadığını savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne 29.574,34 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de davalının değişik tarihlerde banka havalesi ile gönderilen 9.350 TL’nin borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı savunması gerekçeli inkar niteliğindedir. Havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterir. Bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerekir. Davalı savunmasında,yalnızca 20.000 TL’nin borç olarak verildiğini kabul etmiş, 9.350 TL yönünden borcu kabul etmemiş ve gerekçeli inkarda bulunmuştur. Öte yandan havale makbuzunda gönderilen paranın borç verildiğine dair herhangi bir şerhin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle havale, paranın borç olarak gönderildiğini ispata yeterli değildir. Somut olayda, 9.350 TL’Lik havale yönünden davalı karz ilişkisini inkar ettiğine göre karz ilişkisinin varlığını davacının kanıtlaması gerekir. İspat yükü davacıdadır. Hal böyle olunca; mahkemece, bu yönde araştırma yapılarak, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken; yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davacının tüm davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 505,10 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, 2,50 TL kalan harcın davacıdan alınmasına, 16/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.