YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/40436
KARAR NO : 2015/31799
KARAR TARİHİ : 04.11.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanık olarak yargılandığı davada, davalının kendisinin vekili olarak davayı takip ettiğini, söz konusu davada aleyhine olan kararı davalının temyiz etmemesi nedeniyle 5 ay hapis cezası aldığını, oysa ki anılan davada diğer sanıklar yönünden zaman aşımı nedeniyle davanın düştüğünü, davalı avukatın temyiz yoluna başvurmaması nedeniyle kararın kesinleşmesi sonucu 17.08.2011 tarihinde yakalanıp 3 gün tutuklu kaldığını, yaşanan tüm üzüntü, acılar nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yazılı emir yolu ile bozma talebinde bulunduğunu ve Yargıtay 14.Ceza Mahkemesi tarafından, kanun yararına bozma talepli dilekçesinin temyiz dilekçesi niteliğinde kabulü ile düşme kararı verildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, manevi tazminat isteminin 20.000, 00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, avukatın vekalet görevinden doğan sorumluluğunu gerektiği gibi ifa edememesi nedeniyle doğan zarardan sorumluluğuna ilişkindir.22.6.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartlar belirtilmiş olup, manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, amacı, mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması da değildir. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, hakim manevi tazminat miktarını belirlerken Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesi, istek sahibinin toplumdaki yeri, kişiliği, hassasiyet derecesi, gözetilmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır. Dava konusu olayın gelişimi ve yukarıda belirtilen ilkeler gözetildiğinde, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunun kabulü gerekir. O halde, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda takdir edilecek daha makul bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, mahkemece 20.000.00.TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 341,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.