Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/40855 E. 2015/35505 K. 03.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/40855
KARAR NO : 2015/35505
KARAR TARİHİ : 03.12.2015

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı; davalı tarafından yapılacak konutlardan 1 adet daire satın aldığını, satış bedeli olan 136.000,00-TL zamanında ödenmesi üzerine eşinin talebi ve davalı şirketin muvafakati ile satışa konu konutun tapusunun 29/06/2009 tarihinde verildiğini, her iki tarafın muvafakati ile 09/02/2009 tarihli Yeşilvadi Villaları Staşı sözleşmesine konu olan tapunun … 11723 Ada, 1 parselde kat irtifaklı 11 nolu Dubleks konutun kendisine devredildiğinden ve tapu adına çıktığından eşi olan …l ile davalı şirket arasında imzalanan 09/02/2009 tarihli Yeşilvadi Villaları Satış sözleşmesinden ve satışa konu taşınmazdan kaynaklı tüm hak ve alacakların tarafına devredildiğini, zira satışa konu taşınmazın tapusu teslim tarihi olan 31/01/2010 tarihinden önce 26/06/2009 tarihinde verildiğini, imzalanan sözleşmenin 10.maddesine göre konutun 31/01/2010 tarihinde teslimi gerektiğini, oysa teslimin halen gerçekleşmediğini, gecikilen süre için uğradığı zarar karşılığı ve kira geliri kayıpları olarak şimdilik 12.000,00-TL nin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin davacı ile değil… ile yapıldığını ve öncelikle davanın ehliyet yokluğundan reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın reddine, karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Genel olarak borç ilişkisi kimler arasında meydana gelmişse, alacaklılık ve borçluluk sıfatları da bu kişilere ait olup, bunun doğal sonucu olarak, borçlu kime karşı ifa yükümü altına girmişse, alacak hakkı da o kişiye aittir.
Bununla beraber alacaklının, alacağını üçüncü bir kişiye devretmesi mümkün olup, “alacağın temliki”, alacağı devreden alacaklıyla devralan kişi (yeni alacaklı) arasında yapılacak yazılı bir sözleşmeyle meydana gelir. Alacağın temlikinde alacaklı, halen sahip olduğu bir hakkını devredebileceği gibi, henüz mevcut olmayan, müstakbel bir alacağını da devredebilir. Temlik edenin, temlik anında sahip olduğu bir hakkını devrettiği durumlarda, yapılan bu tasarruf işlemiyle alacaklı, malvarlığının aktifindeki mevcut haklarda, başkası lehine bir azalmayı kabul etmektedir. Böylece, temlik akdi yapılır yapılmaz alacak, alacağa bağlı olan bütün imtiyazlar ve fer’i haklarla bereber devralana geçmektedir. (Borçlar Kanununun 168/1 inci maddesiyle 6098 Sayılı Borçlar kanunun 189 maddesiyle) Bu nedenle gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacaklar yeni alacaklıya ait olmaktadır. Nitekim, temlik eden kişinin, temlikle birlikte borçluyla hukuki ilişkisi kesildiğinden, alacağın tahsilinin dava ve talep hakkının da, onun maliki durumuna geçmiş olan, temellük edene geçmesi, alacağın temlikinin doğal bir sonucudur. Kural olarak alacağın temlikinde borçlunun hukuki durumunda herhangi bir değişiklik olmamakta, sadece muhatap olacağı kişi (alacaklı) değişmektedir. Borçlar Kanununun 167/1 inci maddesinde de, borçlunun temlik edene karşı haiz olduğu def’ileri, temellük edene karşı da ileri sürebileceği belirtilmekle alacağın, temlik sırasındaki durumuyla yeni alacaklıya geçeceği ifade edilmektedir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; Dava, taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan, kira kaybı tazminatı istemine ilişkin olup, davalı tarafından ibraz edilen 06.05.2009 tarihli “devir ve temlik sözleşmesi” gereğince dava dışı …ın, dava konusu sözleşmeden kaynaklanan alacaklarını davacı …’a devrettiği anlaşılmaktadır. 06.05.2009 tarihli “Devir ve Temlik Sözleşmesi” başlıklı sözleşmede doğmuş ve doğacak tüm haklarını …’ın …’a devrettiği belirtilmiş olduğundan, devredilen hak ve alacaklar içinde, temlik tarihi itibariyle devredenin borçluya karşı sahip olduğu geç teslim nedeniyle kira kaybından doğan alacaklarının da bulunduğu tartışmasızdır. Söz konusu “alacağın temliki” sözleşmesi ile, gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacaklar yeni alacaklı olan davacı devralana geçmektedir..
Sonuç olarak davacının, imzalamış olduğu 06.05.2009 tarihli “Devir ve Temlik Sözleşmesi” ve alacağın temliki hükümlerine göre, taşınmazın geç tesliminden kaynaklanan kira bedeli alacağı yönünden, davalı satıcıya karşı dava ve talep hakkı mevcut olup, mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek işin esasına girilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 03/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verild.