YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/42226
KARAR NO : 2015/34194
KARAR TARİHİ : 23.11.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, mahkeme hükmü gereğince ayıplı aracın iadesine ilişkin davalı tarafından teslim edilen araç üzerinde normal kullanımı aşan hasar bulunduğunu ileri sürerek değer kaybı ve onarım masrafı olarak toplam 2.708,00 TL’nin aracın teslim tarihi olan 09.02.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalıya dava dilekçesinin Tebligat Kanunun 21. maddesine göre tebligat yapılmış olup, davalı cevap dilekçesi vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş, ancak mahkemece 30.09.2014 tarihli kararla hükmün yasal süre geçtikten sonra temyiz edilmesi gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiş, bu ek karar davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
1-Davada taraf teşkilinin sağlanması için dava dilekçesinin davalıya usul ve yasaya uygun olarak tebliği zorunludur. Savunma hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alındığı gibi, HMK’nun 27.maddesi hükmüne göre de, mahkeme dava dilekçesine karşı savunmasını bildirmek üzere davalıyı kanunun gösterdiği şekle uygun olarak davet etmedikçe hükmünü veremez. HMK’nın 27. maddesinde belirtildiği üzere davanın taraflarının, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakları mevcut olup, bu hak çerçevesinde tarafların açıklama ve ispat hakkını kullanabilmeleri gerekmektedir. Başka bir anlatımla, davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamaz.
Eldeki davada; mahkemece davalıya, davacının dava dilekçesinde bildirdiği adresine duruşma gününü bildirir davetiye gönderilerek Tebligat Kanununun 21. Maddesine göre tebliğ edilmiş ve şerh düşülmüştür. Ancak dava dilekçesinin 2 nolu ekinde mahkemeye ibraz edilen davalı tarafından araç teslimine ilişkin olarak trafik tescil müdürlüğüne hitaben yazılan dilekçede ise dava dilekçesinde gösterilen eski adresten farklı olarak yeni adresi beyan edilmiş ve temyiz dilekçesinde bu adresin aynı zamanda mernis adresi olduğu belirtilmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinde; Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklinde düzenleme yapılmış olup, bu yasal düzenlemeye göre muhataba yapılacak tebligata ilişkin olarak, muhatabın bilinen en son adresinin tebligata elverişli olmadığının anlaşılmasına veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır. Muhatabın adres kayıt sisteminde yer alan adreste hiç oturmamış veya adresten sürekli ayrılmış olsa dahi bu adrese yapılacak tebligatın geçerli olacağı düzenlenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat evrakı, öncelikle davacı tarafından dava dilekçesinde gösterilen davalı adresine 7201 sayılı yasanın 10/2. maddesine göre tebliğe çıkarılmış, bu adreste tebligat yapılamaması ve bu adresin tebliğe elverişli olmadığının anlaşılmasına rağmen davalının mernis adres kayıt sistemindeki adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmemiştir.
Hal böyle olunca, Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olmayan şekilde yapılan tebligatın geçerli olduğu kabul edilemez.
Bu nedenle mahkemece kurulan 2013/272 esas, 2013/3120 karar ve 30.09.2014 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve davalının temyiz talebinin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yukarıdaki bentte açıklandığı üzere, dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğu ve davalının savunma hakkının kısıtlandığı gözetilerek davalıya yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye uygun olarak yeniden dava dilekçesinin tebliğ edilmesinden ve savunma hakkı tanındıktan sonra davanın esasının incelenmesi gerekirken bu yönün göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının 2013/272 esas, 2013/3120 karar ve 30.09.2014 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme ek kararının kaldırılmasına, ikinci bentte açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.