YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/42330
KARAR NO : 2015/34196
KARAR TARİHİ : 23.11.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 31.12.2007 tarihli fatura ile satış sözleşmesi uyarınca …. taşınmaz üzerinde bulunan …’ndan … bağımsız bölümü KDV dahil 732.152,88 TL bedelle satın aldığını, dairenin teslim edildiğini, davalının sözleşmeye ve projeye uymayarak okul ve küçük bir … yapılması planlanan yere devasa bir … inşa ettiğini, dairenin … nedeniyle önünün kapanması ve eksik ifadan kaynaklanan değer kaybı bulunduğunu ileri sürerek, satın alınan dairede oluşan değer kaybından dolayı şimdilik kaydıyla 10.000,00.TL’ nın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı şirketten satın alınan dairenin bulunduğu sitede sözleşme ekinde bulunan projede taahhüt edildiğinin aksine okul ve küçük bir alışveriş merkezi yapılması planlanan alana olması gerekenden daha büyük bir … yapılması nedeniyle dairenin ekonomik değer kaybettiği, dairenin önünün tamamen kapandığı gerekçesiyle satış bedelinin indirilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek dairenin cephesi ve konumu itibarıyla deniz manzarası bulunmadığı, site içi bloklara baktığı, sadece ebeveyn yatak odası penceresinden …’nin görüldüğü ve değer kaybı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporu satış tarihi itibariyle dairenin bulunduğu sitede sözleşme eki projede taahhüt edilen okul ve …’nin yapılmış olması durumundaki rayiç değeri ile (ayıpsız değer), halihazırda yapılmış olan … nedeniyle olması gereken alanın bulunmaması nedeniyle rayiç değeri (ayıplı değer) arasındaki orana dair ve davaya konu değer kaybı iddiasını karşılayacak bir bilgiyi içermemektedir.
Satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde, doktrinde, “mutlak metod”, “nisbi metod” ve “tazminat metodu” adıyla bilinen değişik görüşler mevcutsa da, gerek Dairemiz gerekse Yargıtay tarafından öteden beri uygulanan “nispi metod” olarak adlandırılan hesaplama yöntemi benimsenmektedir. (Bkz. Yargıtay 13.HD. T.26.12.1997, E.1997/7580; K.1991/10870). Bu metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Başka bir ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeri ile mevcut ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanmaktadır. Somut olayda da, satış bedelinden indirilmesi gereken miktarın olup olmadığının bu metoda göre belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. O halde mahkemece, bilirkişi kurulundan ek rapor alınmak suretiyle, satış tarihi itibariyle dairenin bulunduğu sitede sözleşme eki projede taahhüt edilen okul ve …’ nin yapılmış olması durumundaki rayiç değeri ile (ayıpsız değer), hâlihazırda yapılmış olan …’den dolayı olması gereken alanın bulunmaması nedeniyle rayiç değeri (ayıplı değer) ayrı ayrı belirlenmeli, belirlenecek bu miktarlar birbirine oranlanmalı, tespit edilecek bu oran da satış bedeline uygulanarak satış bedelinden indirilmesi gereken miktar bu şekilde belirlenmeli ve davacı talebi ile kazanılmış hak da gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.