Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/42443 E. 2015/32962 K. 12.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/42443
KARAR NO : 2015/32962
KARAR TARİHİ : 12.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı, davacılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davacılar vekili avukat … geldi. Davalı taraftan gelen olmadığından onların yokluğundan duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar,murislerinin davalılar ile 10.6.2003 tarihinde noterde düzenleme şeklinde yapılan satış vaadi sözleşmesine göre 1680 sayılı parselin hak ve hisselerinin satışının vadedildiğini, zilyetliğinde teslim alındığını, ancak intikal için başvurduklarında parselin davalılara ait olmadığını, orman vasfında olması nedeniyle davalılar adına tapunun mahkeme kararı ile iptaline karar verildiği halde bu hususlar kendilerinden gizlenerek satış yapıldığını ileri sürerek müspet zararlarının giderilmesi için fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 30.000 YTL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmişler,birleşen davaları ile de taşınmazın halen davalılar üstünde bırakılan 1010 metrekare yerin tapusunun iptali ile kendileri adına tesciline karar verilmesi talep etmişlerdir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, tapu iptali tescil davasının reddine, tazminat davasının kısmen kabulü ile 17.285 TL nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş,hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyanın incelenmesinde;Davacıların murisleri Durmuş’un 10.6.2003 tarihinde noterde düzenleme suretiyle yapılan satış vaadi sözleşmesi ile tapuda davalılar adına kayıtlı olduğu bildirilen 1680 sayılı taşınmazın 10.000 TL satış bedeli ödenerek satışının vadedildiği ancak taşınmazın orman vasfında olması nedeniyle Hazine tarafından açılan dava sonucu davalılar adına olan tapunun (3.100 metrekare olarak krokide gösterilen alan)iptaline karar verildiği ve kararın 7.11.1996 tarihinde kesinleştiği bilgileri saklanarak kötüniyetli olarak satışının vadedildiği,durumun tapu intikal işlemleri sırasında anlaşıldığı,taşınmazın orman vasfında olmayan kısmından ise yol ve refüj geçmesi nedeniyle kullanılmasının mümkün olmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Davacılar,müsbet zararlarının tahsili için eldeki davayı açmışlardır.Davalılar tarafından taşınmazın evveliyatına ilişkin hususların davacıların murisleri tarafından bilinerek satın alındığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.Mahkemece,taşınmazın orman vasıflı kısım dışında kalan 1010 metrekare yerin tesciline ilişkin davanın ifa olanağı bulunmaması nedeniyle reddine,tazminat davasının kısmen kabulü ile taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin tahsiline karar verilmiştir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 1997 yılında satılan civar köyde bulunan taşınmazın metrekare fiyatı güncellenerek imarlı arsa olarak dava tarihindeki metrekare fiyatı 56,54 TL/m2 değeri bulunduğu halde,emsal alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmazın emlak vergisi m2 değerleri esas alınarak taşınmazın değeri 17.285 TL olarak bulunmuştur.Önceki bilirkişi raporunda ise taşınmazın tarla vasfı ile değeri 16.234 TL olarak hesaplandığından taşınmazın tarla vasfı ile arsa vasfı değerleri birbirine yakın değerler olarak hesaplanmıştır.Taraflar bilirkişi raporuna itiraz etmiş özellikle davacı tarafın itirazında,emsallerin dava konusu yere uyarlanmasının yanlış olduğu, düşük olarak gösterilen emlak beyan değerlerinin esas alındığı,taşınmazın orman vasfının da gözetilerek rayiç değerin düşük hesaplandığı itirazında bulunulmuştur. Dayanak bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi mahkemece tarafların itirazları da değerlendirilmeden hüküm tesis edilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, taraf ve yargı denetimine elverişli, taraf itirazlarını değerlendiren yeni bir raporu alınarak sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle kararın taraflar yararına BOZULMASINA,2.bentte açıklanan nedenle tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, aşağıda dökümü yazılı 295,20 TL peşin alınan harçların davacılar ve davalılara iadesine, alınmasına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.