YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/43929
KARAR NO : 2015/34698
KARAR TARİHİ : 30.11.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı …. vekili avukat … geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketin nakit sıkıntısı nedeni ile 17.936 USD’ı havale yoluyla davalıya borç olarak gönderdiğini, ağabeyi ….’ın da şirket müdürü olduğunu, aradan iki yıl geçmesine ve ihtarname tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalı tarafından haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket, davacıdan borç almadıklarını, şirketin banka hesabına gönderilen paranın 19.04.2010 da ….’ın şahsi hesabına 43.000,00 TL olarak aktarıldığını, bunun da 29.323 USD’a tekabül ettiğini, bu gibi zimmet olayları nedeni ile davacının ağabeyi … hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davalının cevabında, davalı şirket hesabına gönderilen paranın, davacının şirket müdürü kardeşinin hesabına aktarıldığı beyan edilmekle ispat yükünün yer değiştirdiği, davalının tevilli ikrar yönüne gittiği, paranın …’ın hesabına aktarılması için davalı şirketin verdiği yetkiye dayalı olarak bunun yapılmış olması gerektiği, davalı şirketin, davacının kardeşinin bu parayı kendi hesabına aktardığını ve davalı şirkete borç vermediğini ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya banka havalesi yoluyla ödünç verdiğini ileri sürerek, alacağının tahsili için takip başlatmış, davalı ise davacıdan borç almadığını, şirket hesabına gönderilen paranın, davacının şirket müdürü ağabeyi tarafından şahsi hesabına aktarıldığını savunarak, akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Davalının bu savunması gerekçeli inkar niteliğindedir. Bu durumda ispat yükü davalıya değil, davacıya düşer. Davacının delil olarak dayandığı banka havalesinde paranın gönderiliş nedenine ilişkin herhangi bir şerh bulunmamaktadır. Hal böyle olunca TMK.’nun 6. maddesi ve HMK hükümleri gereğince, paranın ödünç olarak verildiğini ispat yükü davacıya ait olup, davacı ödünç ilişkisini müddeabihin miktarı itibariyle kesin delillerle kanıtlamakla yükümlü iken, mahkemece ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 551,30 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.