Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/44716 E. 2015/35853 K. 08.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/44716
KARAR NO : 2015/35853
KARAR TARİHİ : 08.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Asiller …, … ve … geldiler. Karşı taraftan gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacılar, müşterek murislerinin bir kaza sonucunda vefat etmesi üzerine, sorumlular hakkında tazminat davası açmaları için davalı avukatlara vekaletname verdiklerini, davalılar tarafından açılıp kabul edilen dava sonrasında vekaleten yapılan tahsilatlardan sadece 30.000,00 TL’nin kendilerine verildiğini, oysa ki yapmış oldukları araştırmada davalıların, 85.000,00 TL üzerindeki bir miktarı tahsil ettiklerini öğrendiklerini, bakiye alacaklarının iadesi için gönderilen 28.11.2011 tarihli ihtardan sonuç alamadıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 18.096,00 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın gerek zamanaşımı, gerekse esastan reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Avukatlık Kanunu’nun 40. Maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı avukatlara karşı, müvekkilleri olan davacılar adına vekaleten yapmış oldukları tahsilatları alıkoymaları nedeniyle açılan alacak istemine ilişkindir. Her ne kadar mahkemece Avukatlık Kanunu’nun 40. Maddesi gereğince olayda bir yıllık zamanaşımı süresi uygulanarak, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmişse de, anılan maddede, “İş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl geçmekle düşer.” hükmü mevcut olup, bu hükümle sadece avukata karşı açılan “tazminat” davaları yönünden özel bir zamanaşımı düzenlemesi yapılmıştır. Tazminat talebinin dışında, somut olayda olduğu gibi avukatın vekaleten tahsil ettiği parayı iade etmemesi nedeniyle açılan bir alacak davasında ise bu hüküm değil, vekalet sözleşmesine ilişkin zamanaşımını düzenleyen TBK’nun 147/5.(Mülga 818 sayılı BK’nun 126/4.) maddesi hükmü uygulanmalıdır. Buna göre eldeki davada zamanaşımı süresi bir yıl değil, beş yıldır. O halde dava konusu olayda zamanaşımı söz konusu olmadığından, işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde Avukatlık Kanunu’nun 40. Maddesi uygulanmak suretiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün, davacılar yararına BOZUMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 08/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.