YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/45488
KARAR NO : 2015/36779
KARAR TARİHİ : 15.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/202 esas sayılı dava dosyasında, davalının vekili olarak Maliye Hazinesi aleyhine alacak davası açıp, davalı lehine sonuçlandırdığını, Sapanca İcra Müdürlüğünün 2013/600 esas sayılı takip dosyası ile ilamlı takip başlattığını, ne var ki davalı tarafından haksız olarak azledildiğini, vekalet ücretlerinin ise ödenmediğini, alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava dışı Metin Şirin’e satış vaadi sözleşmesi ile Sapanca ilçesinde bulunan taşınmazını sattığını, bu taşınmazın tapu tescil işlemlerinin yapılması ve orman şerhinin kaldırılması için alıcı Mehmet Şirin’in kardeşi olan dava dışı Suat Sabri Şirin’e vekaletname verdiğini, davacı ile aralarında hiçbir şekilde sözleşme ilişkisi mevcut olmadığı gibi, dava açılması konusunda da bir talimatının bulunmadığını, söz konusu davadan, ilam icraya konu edildikten sonra haberdar olduğunu, bunu üzerine davacıyı azlettiğini, savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “davacının, vekil sıfatı ile dava ve icra dosyaları kapsamında, üzerine düşen görevi tam ve eksiksiz olarak ifa ettiği, davalının icra takibine başlanılmasından hemen sonra azilname göndermesinin MK 2 maddesinde ifadesini bulan hakkın kötüye kullanılması kapsamında olup dürüstlük kuralına uygun düşmediği, davaya neden olan dava ve icra dosyasının borçlusu Maliye Hazinesi olduğundan alacağın tahsil edilememe riskinin bulunmadığı” belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava, haksız azil iddiası ile, davacı avukat tarafından vekalet ücreti alacaklarının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalıya vekaleten ….. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davayı ve ilamın icraya konulması aşamasında da icra dosyasını takip ettiğini belirterek, haksız azil nedeniyle vekalet ücretlerine hak kazandığını ileri sürerken, davalı ise, davacı ile herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, dava dışı Metin Şirin’e satmış olduğu taşınmazının, tapuda tescil işlemlerinin yapılabilmesi için, alıcının kardeşi olan yine dava dışı Suat ….e vekaletname verdiğini, dava açılması konusunda ise bir talimatın bulunmadığını savunarak, öncelikle davalı ile arasındaki akdi ilişkiyi inkar etmiştir.
Dosyada mevcut olan, 08507 yevmiye no’lu 9.4.2012 tarihli noterde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davalının, dava dışı …e ….’da bulunan taşınmazının satışını vaad ve taahhüt ettiği, aynı noterlikte ve aynı tarihte düzenlenen 08508 yevmiye no’lu vekaletname ile de, sahibi olduğu … İlçesinde bulunan taşınmazının, …’e satışı ile, diğer bir kısım yetkileri ve dava açma yetkisini de içeren, tevkil yetkisini haiz vekaletname verdiği, dava dışı …’in de, tevkil yetkisine haiz olduğu bu vekaletnameye dayanarak, söz konusu taşınmazla ilgili dava açılması konusunda davacı avukatı 16.5.2012 tarihli vekaletname ile tevkilen vekil tayin ettiği, davacı avukat tarafından da bu vekaletname ile 24.5.2012 tarihinde…aleyhine tazminat davası açıldığı, 5.12.2013 tarihinde davanın kabulüne, 491.000 TL maddi tazminatın tahsiline karar verildiği, ilamda hükmedilen tazminatın faizi ile birlikte tahsili için toplam 592.796,23 TL üzerinden 25.12.2013 tarihinde takip başlatıldığı, 9.1.2014 tarihinde de davacının azledildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, “davacının, vekil sıfatı ile üzerine düşen görevi tam ve eksiksiz olarak ifa ettiği”, “icra takibine başlanılmasından hemen sonra azilname gönderilmesinin, hakkın kötüye kullanılması ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu” ve “davaya neden olan dava ve icra dosyasının borçlusunun….olması nedeniyle alacağın tahsil edilememe riskinin bulunmadığı” gerekçeleriyle az yukarda değinilen davalının savunmaları üzerinde durulmadan, deliller üzerinde gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmadan, ön inceleme duruşmasında davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki ileri sürülen olgulara ve davanın hukuki niteliğine göre, davada öncelikle uygulanması gereken Kanun, özel Kanun niteliğindeki Avukatlık Kanunu olup, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde de, Türk Borçlar Kanunu’nun vekalete ilişkin hükümleri ve diğer mevzuat hükümleri uygulanmalıdır. Mahkemece davalının savunmaları dikkate alınmadan, deliller yeterince toplanıp, irdelenmeden uyuşmazlığın çözümünde Avukatlık Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanmadan, taraflar arasında vekalet sözleşmesine ilişkin akdi ilişkinin mevcut olup olmadığı, varsa bunun niteliği ve azlin haklı olup olmadığı irdelenip değerlendirilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ : 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya, peşin alınan 2.827,00 TL temyiz harcın davalıya iadesine, 15/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.