Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/47091 E. 2015/6890 K. 05.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/47091
KARAR NO : 2015/6890
KARAR TARİHİ : 05.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalılar murisi işçinin vekili sıfatı ile davalı Belediyeye karşı işçi alacaklarının tahsili için masrafları da kendisi tarafından karşılanmak suretiyle dava ve takibe giriştiğini, davalıların kendi aralarında mutabakata varmaları sonrasında haksız şekilde azledildiğini ileri sürerek 10.000,00 TL vekalet ücreti ve 800,00TL yargılama masrafının faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 10.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen, 444,75 TL masrafın ise diğer davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı Belediye tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388 ve 389 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388.maddesinin son fıkrası ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir. Aynı zamanda gerekçenin kendi içerisinde de uyumlu olması gerekmektedir. Fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılmış bir davada mahkemece alacağın dava değerinden fazla olduğu sonucuna varılır ise bu miktar da kararda belirtilerek yine taleple bağlı hüküm tesis edilmelidir. Somut olayda mahkemece taleple bağlı kalındığı bildirilerek 10.000,00 TL vekalet alacağına hükmedilmiş ise de gerekçede davacının hak ettiği kabul edilen vekalet ücreti kalemlerinin toplamı tespit olunan 11.499,31 TL den açıkça farklıdır. Bu durum açıklanan düzenlemelere aykırı olup hükmün bozulmasının gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 05.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.