Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/8062 E. 2014/34354 K. 05.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8062
KARAR NO : 2014/34354
KARAR TARİHİ : 05.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 5.11.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)

MUHALEFET ŞERHİ
Dava, yabancı uyruklu davacı tarafından banka havalesiyle davalı şirkete borç olarak gönderilen 139 000,00 TL nin şirket ile yine yabancı uyruklu olan ortağından tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili delil olarak dava dilekçesinde sunduğu açıklama içermeyen havale makbuzlarının fotokopisi ile email kayıtlarına dayanmış ticari defter ile yemin gibi yasal hiçbir delil bildirmemiştir. Mahkemece taraflara delillerini bildirmesi için süre vermeden ispat
2014/8062-34354
Yükünün kime düşeceği konusunda ve vakıalar hakkında yeterli kanaat oluşmadan, davacı vekilinin hazırladığı yemin metninin davalı gerçek kişiye gönderilmesi sonucu yemin eda edildiği gerekçesiyle her iki davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Sorun; davacı vekilinin dava dilekçesinde göstermediği yemin deliline daha sonra dayanıp dayanamayacağı, mahkemenin öninceleme aşamasında taraflara delil göstermeleri için kendiliğinden süre verip veremeyeceği, yeminin, taraflardan birine yöneltilip kabulünden sonra davalı şirket yönünden davacı tarafa yemin hakkının hatırlatılmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; taraflar kural olarak delillerini dilekçede göstermek zorundadır(HMK m.119). Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz, taraflarca hazırlama ilkesi gereğince kural olarak taraflarca ileri sürülmeyen vakıaları araştıramaz ve bunların taraflarca ispatını isteyemez(HMK m.25/2). Yine somutlaştırma yükü kapsamında taraflar dilekçelerinde dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmakla kalmayıp, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmek zorundadır. (HMK m.194/1).
Ne var ki 6100 sayılı HMK’da yer alan bu kurallara istisna da tanımıştır. “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir”(HMK m.31).
“Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir(HMK m.140/5).
Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler ise de bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.(HMK m.145)
“Hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye
2014/8062-34354
Sorabilir.”(m.237) şeklinde hükümlere yer vermek suretiyle yukarda belirttiği kurallara hal ve vaziyete göre esneklik tanımıştır.
Esasen yargılama faaliyetinin özünde maddi hakikatin araştırılması yatar. Bu kapsamda HMK hakime davayı aydınlatma yükümlülüğü ödevi vermiş, gerçeğin ortaya çıkması için yeni delil ve ispata karar verebilme yetkisi tanımıştır. Bu görev ve yükümlülükler yerine getirilmeden maddi gerçeği ortaya çıkarmak zorlaşır. Somutlaştırma yükü delillerin dava dilekçesinde gösterilmesini zorunlu bir unsur haline getirmişse de bu eksiklik dava sürecinde giderilebilecektir. Yani delillerin dava dilekçesinde yer almaması davanın esastan reddini gerektirmez. Mahkemece, öninceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulhe teşvik edildiği tutanağa bağlanarak tahkikat duruşması açılmış, yokluğunda yargılama yapılan şirkete tahkikat duruşması için davetiye çıkarılmışsa da, yazılı yargılama usulüne tabi davada dilekçelerin teatisinden sonra yapılan öninceleme duruşmasında davacıya delillerini bildirmesi için kesin süre de verilmemiştir.(HMK m.140/5) HMK’nın sistematiğine göre ön inceleme duruşmasında tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde uyuşmazlık konuları tam olarak belirlendikten sonra tahkikata hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemler, bu bağlamda davacının dayandığı email kayıtları, havalenin yapıldığı tarihte davalı şirketi temsil eden organların tespiti işlemleri yapılmamıştır. (m.137) Tüzel kişilerde yemin kanuni organları tarafından yerine getirileceğinden (m.232/2) şirketi kimin temsil ettiği araştırılmamıştır. Tüm bu işlemler öninceleme aşamasında yerine getirilmelidir. Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez (m.137/2). Vekilin yemin teklif edebilmesi için vekaletnamesinde özel yetkisi bulunmalıdır (m.74) Davacının hazır olduğu duruşmada, vekilin vekaletveren huzurunda yapılan işlemlere derhâl ve açıkça itiraz etmezse açıklamalara rıza göstermiş sayılırsa da davacı yabancı olup duruşmada yapılan işlemleri anlayıp anlamadığı da tespit edilmemiştir. Mahkeme davalılardan birisinin eda ettiği yemini gerekçe göstererek sonuca ulaşmış ise de eldeki davada hesabına paranın gönderildiği şirket hakkında davacının yemin teklif hakkının varlığını görmezlikten gelinmesi adil bir yargı sistemi içinde mazur görülemez. Gerçekten taraflara delillerini bildirmesi için süre verilseydi davacı vekili şirket yönünden yemin hakkını kullanabilecekti. Belirtilmelidir ki kanıtlama yükü kendisine ait olan tarafın o yolda delil bildirmekten vazgeçmiş ve dolayısıyla iddiasını ispatlayamamış olduğunun kabul
2014/8062-34354
edilebilmesi için mahkemece bu konuda açık ve tüm yükümlülükleri gösteren kesin bir sürenin verilmiş olması,vekille temsil edilse dahi verilen kesin sürede bu yükümlülüklerin yerine getirilmediği takdirde usul hukuku açısından doğacak sonuçlarının da açıklanıp ihtar edilmesi ve buna rağmen o tarafın delillerini bildirmemiş olması gerekir (HGK 8.10.2003/13-536E -558K). Ortada davacıya delil bildirmesi için kesin süre verilmediği sabitken bir davalıya yemin teklif edilmesine karşın havale makbuzları üzerinde ismi yer alan şirket yönünden vakıanın hangi delillerle ispat edileceği konusunda bir belirsizlik olduğu kabul edilmeli ve bu hususları aydınlatma ödevi kapsamı içinde hakimin davalıya bildirmesi gereklidir. Dairemiz uygulamasına göre açıklama içermeyen banka havale makbuzu ödeme belgesi mahiyetinde olup davacı ödünç olgusunu ispat külfeti altındadır. Davacının daha öninceleme duruşmasında havale makbuzları ile alacağını ispat edemeyeceğini öğrendiğine göre mahkeme hangi vakıaların ispatı için delil gösterileceğini ve gösterilen delillerin neler olduğunu tespit ettikten sonra taraflardan delillerini istemelidir. (Varol Karaaslan, Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi, Seçkin Yayınevi Kocaeli, 2013 s.147)
Yukarıdaki yazılı yasa maddeleri ile açıklamalardan anlaşılacağı üzere yerel mahkemenin hukuki dinlenilme hakkını yerine getirdiği, adil bir yargılama yaparak sonuca ulaştığı söylenemez. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36/1. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” HMK m.27 ye göre davanın tarafları … kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu, bu hakkın; açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini de içermektedir. Ayrıca ispatın taraflar bakımından yalnızca bir yük olmasının ötesinde aynı zamanda bir hak olduğu unutulmamalıdır.
Hal böyle olunca hakkın ispatının usul kurallarına kaldığı gözetilerek, medeni yargılamanın amacının maddi hukuktan kaynaklanan sübjektif hakların korunması olduğundan HMK hükümlerinin tam olarak uygulanmasında titizlik gösterilmeli, taraflara delillerini bildirmek üzere kesin onbeşgünlük süre verilmesinden sonra toplanacak dava malzemesiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiğinden sayın çoğunluğun onama düşüncesine iştirak etmiyorum.