Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/9840 E. 2015/7758 K. 12.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9840
KARAR NO : 2015/7758
KARAR TARİHİ : 12.03.2015

MAHKEMESİ : …Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı … Tic. A.Ş.vekili avukat …, diğer davalı … Kahraman vekili avukat …’ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı avukat, davalılardan …’in vekili sıfatıyla diğer davalı şirket aleyhine işçilik alacaklarının tahsili için Kütahya İş Mahkemesinde dava açtığını ve sonuçlandırdığını, kararın dosyanın davalısı olan … ……A.Ş tarafından temyiz edildiğini, mahkeme ilamına dayanarak icra takibi başlattığını, tahsilat aşamasında iken davalıların haricen sulh olarak müvekkilinin davadan ve icra dosyası alacağından feragat ettiğini, tüm bu işlemlerden bilgisi olmadığını, vekalet ücretlerinin ödenmediğini, her iki davalının da Avukatlık Kanunu’nun 165.maddesi gereğince avukatın tüm ücretlerinden sorumlu olduğunu, taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığından müddeabihin %10’u ila %20’si arasında akdi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek belirsiz alacak hükümleri doğrultusunda İş Mahkemesi dosyası nedeniyle 2.970,05-TL ve icra takibi dosyası nedeniyle 4.002,00-TL olmak üzere toplam 6.972,00-TL (HMK’nun 107/1 maddesi doğrultusunda istenilen asgari miktar olarak kabulü ile) akdi vekalet ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiş; birleşen davada ise, iş mahkemesi dosyası için mahkeme ilamında belirlenen karşı yan vekalet ücreti olarak 2.970,00-TL ile icra takip dosyası için hesaplanan 4.002,00-TL karşı yan vekalet ücretinin davalılardan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar, 14.346,00-TL işçilik alacağının davalı şirket tarafından davalı işçinin hesabına yatırıldığını, davalı işçinin davasından feragat ettiğini, taraflar arasında anlaşma ya da sulhun bulunmadığını, feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, ortada vekalet ücretine hak kazanılacak bir dosyanın kalmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile, 3.343,04 TL nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınıp davacıya verilmesine, davacının fazla taleplerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile, davalıların … 3. İcra Müdürlüğünün 2012/8356 sayılı dosyasında yaptıkları kısmi itirazın 1.701,04 TL sine yönelik itirazının iptaline, takip tarihinden itibaren bu miktara yasal faiz işletilmek sureti ile (itirazsız 1.701,04 TL asıl alacağa da takip tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz işletilmek sureti ile) takibin devamına, fazla talebin reddine, % 20 icra inkar tazminatı tutarı olan 344,00 TL nin davalılardan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacının temyiz dilekçesi davalı … vekiline 12.02.2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve katılma yolu ile temyiz dilekçesi 26.02.2014 tarihinde verilmiştir. HUMK.’ nun 433/2. maddesi uyarınca katılma yolu ile temyiz süresi 10 gündür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.6.1990 gün ve 1989/3 Esas 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz süresi geçtikten sonra verilen katılma yolu ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı avukatın, davalı işçinin vekili olarak işçilik alacaklarının tahsili amacıyla tazminat davası açtığı ve icra takibine giriştiği, davanın kabulle sonuçlandığı, dava dosyası temyiz aşamasında iken dosyanın tarafları olan davalıların anlaşarak sulh oldukları, davalı işçinin davasından ve icra takibinden feragat ettiği, davacı vekil ile vekil edeni davalı işçi arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı dosya kapsamı ile sabit olup, bu hususlar mahkemenin de kabulündedir. Davacı, takip ettiği İş Mahkemesi dosyası ve icra dosyası nedeniyle vekalet ücretlerinin ödenmediği iddiasıyla asıl davada akdi vekalet ücretlerinin tahsilini, birleşen davada ise hasma yüklenen vekalet ücretlerinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptalini istemiştir. Mahkemece, davalı işçinin hesabına diğer davalı tarafından yatırılan meblağ sulh miktarı kabul edilerek, bu meblağ üzerinden hesaplanan vekalet ücretlerinin tahsiline ve itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir.
Bir davada görev yapan avukat, vekil edeninden aralarındaki sözleşmeye göre kararlaştırılan miktarı, şayet ücret kararlaştırılmamış ise Avukatlık Kanunu’nun 164/4 maddesine göre belirlenecek miktarı ücret olarak talep etmek hakkına sahip olduğu gibi, ayrıca yargılama sonunda haklı çıkılan kısım üzerinden hasma yüklenen vekalet ücretini de talep etmek hakkına sahiptir.Vekil eden, avukatına belirlenen bu iki kalem ücreti ödemekle yükümlüdür.
Avukatlık Kanunu’nun 164/4 maddesinde; “…Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir…” hükmü düzenlenmiştir.
Avukatlık Kanunu’nun 165. maddesinde “… Sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.” hükmü mevcuttur. Yasanın bu hükmüne göre, avukatın ücretinden vekil edenin hasmının sorumlu olabilmesi için, avukatın takip ettiği davanın taraflarının aralarındaki ihtilafı sulh yolu ile ve her şekilde olursa olsun anlaşarak sonuçlandırmaları ve takipsiz bırakmaları gerekir. Sulhun, anlaşmanın duruşmada olması veya yazılı bir metne dayanması gerekmez. Olayların gelişiminden böyle bir sonucun olduğunun anlaşılması yeterlidir.Ayrıca asıl borç avukatın vekil edenine ait olup, yasadan kaynaklanan müteselsil sorumluluk nedeniyle avukata ödeme yapan hasım bunu asıl borçlu olan avukatın vekil edenine, sulh sözleşmesinde, anlaşmalarında aksine bir hüküm yok ise rucuu hakkının olduğu da gözden kaçırılmamalıdır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacının vekil edeni davalı işçi ile vekil edenin hasmının anlaşarak uyuşmazlığı sona erdirdikleri sabit olup, mahkemenin de kabulündedir. Taraflar arasındaki ihtilaf davacı avukat tarafından takip edilen dosyalarda tarafların sulh olmaları halinde avukatın vekalet ücretinin hangi meblağ üzerinden hesaplanacağı noktasındadır. Dairemizin uygulamalarına göre, sulh olunan miktar, sulh olunan miktar belli değilse mahkemece gerçek sulh olunan miktar araştırılarak bulunacak miktar, sulh olunan miktar tespit edilemezse vekil ile vekil eden arasında varsa yazılı sözleşme hükümleri gereğince, sözleşme yok ise Avukatlık Kanunu’nun 164/4. maddesi gereğince harcı ödenen dava değeri üzerinden vekalet ücreti hesaplanmalıdır. Mahkemece, işçinin hesabına yatırılan meblağ sulh miktarı olarak kabul edilmiş ve bu meblağ üzerinden vekalet ücreti hesaplanmıştır. Davacı gerçek sulh olunan miktarın bu meblağ olmadığını, davalı işçiye sağlanan menfaatin iş mahkemesi dosyasında kazanılan miktar olduğunu ileri sürmektedir. Somut olayda davalı işçinin hesabına gönderilen paranın gerçek sulh miktarı olduğunun kabulüne olanak yoktur.Zira davalıların daha fazlası için anlaşıp bu miktarın bir kısmının hesaba yatırılıp kalan kısmın haricen tahsil edilme olasılığı her zaman mevcuttur. Davalılar arasında davacı avukatın da imzasının bulunduğu bir sulh sözleşmesi bulunmadığına göre eldeki davada gerçek sulh miktarının tespit edildiğinden bahsedilemez.Bu durumda davacı avukat ile vekil edeni arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığına göre vekalet ücretlerinin Avukatlık Kanunu’nun 164/4. maddesine göre belirlenmesi gerekir.O halde davacıya ödenecek olan akdi vekalet ücretinin, iş mahkemesinde açılan dava için harçlandırılmış olan dava değerinin %10’u ile %20’si, icra dosyası için ise takibe konu edilen asıl alacağın %10’u ile %20’si arasındaki bir oran üzerinden mahkemece takdir edilerek, tespit edilecek bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekir.Yine, Avukatlık Kanunu’nun 164/son maddesi gereğince davacıya ödenecek hasma yüklenen vekalet ücretinin hesaplanmasında ise, iş mahkemesi dosyasında harçlandırılmış olan dava değerinin ve icra takibine konu edilen asıl alacağın esas alınması gerekir. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre araştırma yapılmadan yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre davacı ve davalı … ..A.Ş’nin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz dilekçesinin reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 3. bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı … ..A.Ş’nin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 86,00 TL. temyiz harcının davalı …’e, 25,20 TL harcın davacıya iadesine, 12/03/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Ayrıntıları, tarafları davacı Av. …, davalıları … Arı ve … Mad. Tur. Tic. A.Ş. olan … 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.05.2014 tarih ve 2012/277 esas 2014/254 sayılı kararını bozan Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/32405 esas 2015/7759 karar sayılı ilamındaki karşı oy düşüncesinde belirtildiği üzere müvekkil ile hasmın sulh olduğu miktar üzerinden vekalet ücreti hesabı yapılarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup yerel mahkeme kararının ONANMASI düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyoruz.

13. Hukuk Dairesi Üyesi 13. Hukuk Dairesi Üyesi