Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/10551 E. 2015/10693 K. 06.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10551
KARAR NO : 2015/10693
KARAR TARİHİ : 06.04.2015

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, dava dışı asıl borçlu …’ın davalı banka ile düzenlediği tüketici kredisine kefil sıfatıyla imzaladığını, taksitlerin ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından kefil sıfatı nedeniyle kendisi aleyhine icra takibi yapıldığını, alacağın asıl borçluya başvurulmadan kendisinden istenemeyeceğini ileri sürerek, borçlu bulunmadığının tespitine ve %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı eldeki davada, tüketici kredisi sözleşmesinden doğan borcun, adi kefaleti nedeniyle kendisinden talepte bulunulmayacağını ileri sürmüş, mahkemece de 4077 Sayılı Yasanın 10/3. maddesi uyarınca davacıdan talepte bulunulamayacağı benimsenmiş ise de davacı kefil hakkında yapılan takip kesinleştikten sonra borcu kabullendiği ve ödeme taahhüdünde bulunduğundan menfi tespit isteminin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.” hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup adi yada müteselsil kefil ayrımı yapılmamıştır. Emredici hükümlerin mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur. Alacaklı asıl borçluya başvurup, alacağını tahsil edemediği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Somut olayda davacı, dava dışı asıl borçlunun borcunu ödememesi üzerine 22.10.2008 tarihinde asıl borçlu hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibini … 1.İcra Müdürlüğü’nün 2008/21532 esas sayılı başlatmış ve dava tarihinde halen derdest olduğu; asıl borçlu hakkında yapılan takip ile aynı tarihte (22.10.2008) kefil olan davacı … hakkında da …1.İcra Müdürlüğü’nün 2008/21533 esas sayılı dosyası ile takibe geçtiği görülmüştür. Oysa, asıl borçlu hakkındaki takip henüz sonuçlanmamış olduğundan davalının, davacı kefilden alacağını henüz talep etme hakkı yasal olarak doğmamıştır. Başka bir anlatımla kredi veren davalı bankanın, tüketici kredisi alan asıl borçlu aleyhindeki icra takibi sonuçlandırmadan, kefil hakkında takip başlatma hakkı bulunmamaktadır. Mahkemece, açıklanan bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 6.4.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.