YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12331
KARAR NO : 2015/12212
KARAR TARİHİ : 15.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı banka tarafından kredi kullandığı sırada haksız olarak 1.425.00.TL ve 2.474.50.TL kesinti yapıldığını, bu bedellerin iadesi için davalı aleyhine ayrı ayrı yaptığı icra takiplerine davalının haksız olarak itiraz da ettiğini ileri sürerek vaki itirazların iptali ile takiplarin devamına ve %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile … İcra Müdürlüğü’ nün 2014/4443 Esas sayılı takip dosyası yönünden asıl alacak olan 2.474.50.TL’ nın, 2014/4442 Esas sayılı takip dosyası yönünden asıl alacak olan 1.425.00.TL’ nın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte takibin devamına, icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki 2. bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra – inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu davalı banka kullandırdığı kredi sırasında ne kadar kredi kullandırma ücreti aldığını bilebilecek durumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra – inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMK.’nun 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince mahkeme kararının hüküm bölümünün 2. ve 4. bendindeki “icra inkar tazminat taleplerinin” cümlesinin hükümden çıkarılmasına ve hükmün sonuna 11. madde eklenerek “Asıl alacak olan 2.474.50.TL ile 1.425.00.TL’ nın, ayrı ayrı %20′ si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine”, cümlesinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 101,99 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.