YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14647
KARAR NO : 2015/31299
KARAR TARİHİ : 22.10.2015
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, emlak komisyoncusu olduğunu, davalı ile evinin satılması hususunda 28.11.2010 tarihli gayrimenkul aracılık sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmede ….’ın onayı olmaksızın …. tarafından bulunan kişi veya kuruma satış yapılamayacağının davalı yanca taahhüt edilmesine rağmen daha önce taraflarınca taşınmazın gösterildiği üçüncü şahsa evin davalı yanca bizzat satıldığını haricen öğrendiklerini belirterek sözleşmede düzenlenen cezai şart hükmü gereği taşınmazın değerinin %6 sı tutarındaki 8.400,00 TL nin tahsili için başlattığı icra takibine davalı tarafından haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşme süresi dolduktan sonra tapuda satış işleminin gerçekleştiğini, bu nedenle sözleşmede düzenlenen cezai şart hükmünün ihlal edilmediğini ileri sürerek davanın reddi ile kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile itirazın iptaline, 8.400,00 TL’nin % 40 oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK.nun 67/2 maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağın likit ve belli olması, yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan yasal kurallar ışığında, takip konusu alacak değerlendirildiğinde alacağın yargılamayı gerektirdiği ve borçlu tarafından belirlenebilir nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda hükmedilen alacağın likit olduğundan söz etmek mümkün değildir. Böyle olunca % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeni bir yargılamayı gerektirmediğinden HMUK’un 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümünün 3. fıkrasında yer alan “ Davalı tarafın itirazı ile takip durduğundan takip konusu alacak olan 8.400-TL nin % 40 ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,” cümlesinin hükümden çıkarılmasına, yerine “Yasal koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine” cümlesinin yazılmasına hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 22.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.