YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16821
KARAR NO : 2015/35008
KARAR TARİHİ : 01.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, arsasını… Kentsel Dönüşüm projesi kapsamında iki daire karşılığında davalıya devrettiğini, ancak arsasına düşük bedel takdir edildiğini ileri sürerek tesbit edilen değerin günün koşullarına uygun olarak artırılmasını, her m2 için yeniden tesbitinin yapılarak arsanın toplam bedelinin belirlenmesini, belirlenecek değerden fazlası saklı kalmak üzere 2000 TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, İdari Yargının görevli olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle talebin usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eldeki davada, davalıya devrettiği taşınmazına düşük bedel takdir edildiğinden bahisle talepte bulunmuş mahkemece de davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle talebin usulden reddine karar verilmiş olup, eldeki davada çözülmesi gereken husus davaya bakma görevinin adli yargıya mı, idari yargıya mı ait olduğu hususudur.
Benzer bir olayda davanın reddine dair direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, Dairemizce de benimsenen kararda da belirtildiği üzere taraflar arasında yapılan sözleşmenin tarafların özgür iradesiyle düzenlendiği, davacının özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme uyarınca eksik belirlendiği iddia edilen değerin tahsilinin talep edildiği, davacının bu talebinin kişisel hakka dayandığı, bu nedenle uyuşmazlıkta idari yargı değil adli yargı mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2015 gün 2014/13-1500 esas, 2015/1519 karar numaralı kararı)
Bilindiği üzere görev hususu kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gereken bir husustur. Bu bağlamda mahkemenin, görevli olup olmadığını talep olmasa dahi kendiliğinden gözetmesi zorunludur. Yukarıda açıklandığı üzere davacının talebi özel hukuk hükümlerine göre yapılan işlem neticesinde eksik belirlenen bedele ilişkin olduğundan olayda görevli mahkeme adli yargı mahkemesidir. Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek işin esasına girilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, İkinci bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yerolmadığına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.