YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18581
KARAR NO : 2015/32984
KARAR TARİHİ : 12.11.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı … ve …’ın avukatı olarak diğer davalılar aleyhine tapu iptali ve tescili davasını açıp takip ettiğini , kendilerini devre dışı bırakarak, davalıların anlaştığını ve davanın feragatla sonuçlandığını ancak vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, fazla hakları saklı kalarak toplam 50.000 TL. Vekalet ücreti ve 1.525 TL. Masraf bedelinin faizi ile tüm davalılardan müteselsilen ödetilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 12.250 TL. Sözleşmeden kaynaklanan vekalet ücretinin davalılar … ve ….’den faizi ile müteselsilen tahsiline, 2.820 TL. karşı vekalet ücretinin faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm , davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 6100 sayılı HMK’nın 297 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 297. maddesinin son fıkrası ile “Hüküm sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, gerekçede; yargıtay uygulamasında davanın sulh gereği feragatla sonuçlanması halinde, feragat beyanına konu davanın davacısı ile davalılarının vekalet ücreti ve karşı vekalet ücretinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıklanmış ise de, hüküm fıkrasında sözleşme vekalet ücretinden davalılar Sadık ve …..’in müteselsil sorumluluğuna, karşı yan vekalet ücretinden de davalıların müteselsilen sorumluluğuna hükmedilmiş olup, mahkemece, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek gerekçe ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması, HMK’ nun 297/son madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1. Bentte açıklanan nedenlerle temyize edilen kararın bozulmasına, 2.bent gereğince tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 12.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.