YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19265
KARAR NO : 2015/17931
KARAR TARİHİ : 02.06.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; davalı bankanın kendisinden tahsil ettiği ıslahen 1.650,00 TL’nin davalıdan tahsilini istemişdir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkeme davanın kabulü ile; kısa kararda dava konusu 1.200 TL.nin dava tarihinden itibaren, kalan 450 TL’nin ıslah tarihi olan 04.07.2014 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, gerekçeli kararda ise dava konusu 1.500 TL’nin dava tarihinden itibaren, kalan 2.665 TL’nin ıslah tarihi olan 26.02.2014 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Fsas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04 1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerekliğini öngörmektedir. Yargı erkinin yörev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığın gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 6100 sayılı HMK.nın 297. maddesinde; hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsayacağı, hükmün sonuç kısmında ise, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç vc tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerektiği düzenlenmiştir.
Temyize konu davada, tefhim edilen kısa kararda “dava konusu 1,200 TL’nin dava tarihinden itibaren, kalan 450 TL’nin ıslah tarihi olan 04.07.2014 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen gerekçeli kararda “dava konusu 1.500 TL’nin dava tarihinden itibaren, kalan 2.665 TL’nin ıslah tarihi olan 26.02.2014 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuştur. Böylece yukarıda açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında aykırılık oluşturulduğu anlaşılmakla HMK.nun 297/son madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 02/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.