Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/25984 E. 2015/27848 K. 28.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/25984
KARAR NO : 2015/27848
KARAR TARİHİ : 28.09.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının avukat olduğunu, dava ve icra takiplerinin yürütülmesi ve hukuki hizmet verilmesi konusunda davalı ile yazılı sözleşme düzenlediklerini, sözleşmenin süresi dolduktan sonra sözleşmeyi karşılıklı olarak feshettiklerini, davalının haksız olarak kendisinden vekalet ücreti istediğini ileri sürerek, davalıya 77.790,80TL+KDV+Stopaj şeklinde bir borcunun olup olmadığının, varsa miktarının tespitini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 2-4 ve 73. maddelerine göre taraflar arasındaki temel ilişkinin vekalet sözleşmesine bağlı menfi tespit davası olması nedeniyle bu tür davalara bakmakla görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, kararın kesinleşmesine müteakip iki hafta içinde istem halinde dosyanın yetkili ve görevli …..Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Eldeki davada davacı, vekili olan davalıya vekalet ücreti borcunun olup olmadığının tespitini istemiştir. Davacı, ticari şirket olup 6502 sayılı yasada tanımlanan tüketici vasfını taşımamaktadır. Vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların da 6502 sayılı yasa kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşıması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı şirket, tüketici yasasında tanımı yapılan tüketici kapsamında olmadığından, taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı yasa kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamı dışında kaldığına göre davaya bakma hususunda genel mahkemeler görevlidir. Öyle olunca mahkemece işin esasına girilerek taraf delilleri sorulup toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde davacı ve davalıya iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28/09/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.