Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/2611 E. 2015/17415 K. 29.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2611
KARAR NO : 2015/17415
KARAR TARİHİ : 29.05.2015

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı 1997 yılında bir adet A grubu devre mülkü .. Belediyesi’nin teminatına güvenerek davalı şirketten satın aldığını, sözleşme tarihinden itibaren 30 ay içerisinde teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, davalıların edimlerini yerine getirmediğini, fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak devre mülkün değeri olan 7500,00 TL nin yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalılardan Belediye, devre mülk satımına ilişkin sözleşmenin tarafı olmadığını, aradan 15 sene geçtikten sonra Yargıtay HGK’nun 2010/-516 esas 2011/ karar nolu ilamıyla sorumlu tutulduklarını, bunu fırsat bilen diğer davalı ….’nin sayısı bilinmeyen eski tarihli yeni sözleşmeler akdettiğini, gelişen teknoloji ışığında ‘mürekkep yaş’ yöntemiyle bu tür sözleşmelerdeki imzanın atılış tarihinin tam olarak belirlenebildiğini, şirketten devre mülkü satın alan üye sayısının bilinmediğini, üyelerin iddia edilen tarihte mi yoksa Hukuk Genel Kurulu kararından sonra mı üye yapıldığının belirlenmesi gerektiğini, bu sahte ödeme belgeleri ve Belediye Başkanının şirket tarafından yetkisiz temsili sonucu büyük oranda zarara uğratıldığını, ödemelerin gerçekleşmediğini, şirketin ticari defterlerini ibraz etmediğini, bugüne kadar sayısı 300’ü geçen ve sadece bir kişinin 238 adet devre mülkü bu şirketten satın aldığının iddia edildiğini, devre mülk inşaatlarının yapı ruhsatlarının iptal edildiğinin hem yerel hem de genel basında defalarca yer aldığını, inşaata çivi çakmanın imkansız hale geldiğini, bu sebeple 1997 yılında edimin ifasının imkansızlığının anlaşıldığını, devre mülkle ilgili ihalenin de feshedildiğini, dönemin belediye başkanı ile meclis üyelerinin bundan dolayı cezalandırıldığını, .. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/179 esas sayılı dosyası ile belediyenin %20 ortağı olduğu şirketin feshi için dava açıldığını, ayıplı ifa kapsamına giren davalarda zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu savunarak davanın zamanaşımı nedeniyle olmadığı takdirde esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 4918,66 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmiş olup hüküm davalı belediye tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, devre mülk satım sözleşmesine dayanmaktadır. Davacı, davalı şirketten devremülk satın aldığını, ifasının imkansız hale gelmesi nedeniyle şirkete ödediği bedelin davalılardan tahsili isteminde bulunmuş, davada alacağın dayanağı olarak kombi tatil kenti antetli 24.0.1998 tarihli sözleşme ve ödeme belgeleri gösterilmiştir. Davalı ise davacının sunduğu belgelerin satış tarihinden sonra düzenlendiğini, ödemelerin belediye kasasına girmemesi nedeniyle belgeler üzerindeki imza, yazı ve rakamların mürekkep yaş (yazı yaşı tespiti) yöntemiyle düzenleniş tarihinin belirlenmesi gerektiğini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş ise de temyiz üzerine belgelerin sıhhati üzerinde durulması gerektiğinden bahisle karar bozulmuş, diğer seri dosyalarda yaptırılan bilirkişi incelemesi semeresiz kaldığı, yazı yaşı tayini mümkün olmadığına dair rapor gözetilerek bu kez yerel bilirkişiye ödeme belgeleri incelettirilmiş neticede belgelerin sıhhatinin takdiri mahkemeye bırakılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki davacının şirkete ödeme yaptığını yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Davalı şirketin ticari defter ve belgeleri ile doğrulanmayan sözleşme ve ödeme belgelerine dayanılarak hüküm kurulamaz. Dairemize seri olarak gelen dosyalarda davalı belediye …..kararı ile sorumlu tutulmuş ise de ibraz edilen belgelerde belediyeyi bağlayan geçerli bir imza olmaması nedeniyle bu tür belgelerin düzenlenmesi her zaman mümkündür. Bu tür davalarda belgelerin delil olarak önemi izahtan varestedir. Sözleşmede silinti kazıntı bulunması ve Belediyenin sözleşmede imzası olmaması nedeniyle belgelerin sıhhati konusunda daha hassas durulması icab eder. Nitekim 6100 sayılı yasanın 207.maddesinde “Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkâr hâlinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir..” … hükmü yer almaktadır. Maddeyle belgelerin güvenilirliğinde tereddüt doğuracak derecede çıkıntı, kazıntı veya silintinin var olması halinde, geçerliliğine ilişkin hükümler gösterilmiştir.
Somut olayda sözleşmede alıcı olarak Hidayet yazılıyken üstü çizilerek başka bir kalemle davacının adı yazılmış, senet iadeleri ile ödeme belgelerinde bilgisayar çıktısı isim çizilip yerine davacının adı el yazısıyla yazılmış ve bu değişiklikler de sözleşmeyi düzenleyenler tarafından paraf edilmemiştir. Bu haliyle ödemenin davacı tarafından yapıldığını kabule olanak bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının temyiz eden davalı belediye yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 29.5.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.