Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/27645 E. 2015/36173 K. 10.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/27645
KARAR NO : 2015/36173
KARAR TARİHİ : 10.12.2015

… vekili avukat … ile 1…., 2-… (.) vekili avukat … aralarındaki dava hakkında . .. Tüketici Mahkemesinden verilen 03/05/2011 tarih ve …sayılı hükmün Dairenin 25/03/2013 tarih ve … sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

KARAR

Davacı, davalı banka ile dava dışı… arasında imzalanan taşıt kredisi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığını ancak asıl borçlunun kardeşinin kendisini tehdit ederek ve korkutarak kefil olmaya zorladığını, Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunduğunu, bu nedenle kefaletin geçersiz olduğunu, buna rağmen bankanın aleyhine icra takibi başlattığını, borcun tamamının öncelikle borçludan alınması gerektiğini ileri sürerek, kefillikten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacının temyizi üzerine onanmış; davacı bu kez de karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davacının davalı bankaya kefillikten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacının, dava dışı …’ün kullandığı krediye kefil olarak imza attığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, bu kefaletten dolayı, davacının bankaya borçlu olup olmadığına ilişkindir. 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinin son 3. fıkrasının son cümlesi “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.” hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte bir hükümdür. Bu hükümle yasa koyucu alacaklının asıl borçluya başvurmadan kefile başvuramayacağını amaçlamıştır. Alacaklı asıl borçluya başvurup, alacağını tahsil edemediği, takibin semeresiz kaldığı, borçlu hakkında ödemeden aciz belgesi düzenlendiği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Mahkemece, açıklanan bu hususlar gözetilmeksizin kararı temyiz eden davacı kefil hakkında davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Kararın bu nedenle bozulması gerekirken, zuhulen, onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onamaya dair 25.03.2013 tarih,…. sayılı ilamının kaldırılmasına ve mahkeme kararının bu yönden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 25.03.2013 tarih, … Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, 10/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.