YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/28427
KARAR NO : 2015/35521
KARAR TARİHİ : 03.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka, kısıtlı …ın bankalarından kredi alarak kullandığını ve taksitlerini ödemeyince borcun tamamının muaccel kılınarak hesabın kat edildiğini, borçlu aleyhine ilamsız takip yaptıklarını, borçlu velisinin icra takibine ve borca itiraz ederek takibi durduğunu, davalının kısıtlanmadan önce kredi sözleşmesini imzaladığını belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte kısıtlı …’ın fiil ehliyetinin bulunmadığını, dışarıdan bakıldığında dahi fiil ehliyetinin bulunmadığının anlaşılabildiğini, sözleşmenin geçersiz olduğunu, bankadan alınan paranın kullanılmadığını, kendisini zorlayan ve kredi almasında yardımcı olan kötüniyetli kişilere teslim edildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, kısıtlı …’ın davacı bankadan 02.04.2012 tarihinde tüketici kredisi sözleşmesi imzalayarak 5.000TL kredi aldığı, kısıtlama kararının ise 31.05.2012 tarihinde verildiği, kısıtlının özürlü kadrosu ile memur olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı …ağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 26.12.2013 tarihli raporunda “Anamnez, ruhsal durum muayenesi ve zeka testi sonucuna göre hastada Hafif Derecede Zeka Geriliği (IQ:50-69) adlı akıl hastalığının olduğu, 02.04.2012 tarihinde hastanın sözleşme imzalanması sırasında banka görevlilerine kendisini tam ehliyetli biri gibi göstermiş olamayacağı, normal bir tecrübe ile sözleşme imzalanma sürecinde hal ve hareketlerinden, özellikle konuşmasından ehliyetsiz birisi olduğu şüphesi uyandıracak durumun olduğu, doktor olmayan kişiler yani banka görevlileri tarafından da konuşmasından anlaşılabileceği…” belirtilmişse de, kısıtlılık kararı verilen dosyada alınan …Devlet Hastanesi’nin 06.04.2012 tarihli raporunda ise, “kısıtlı adayına vasi atanmasının gerekmediği ancak müşavir atanmasının uygun olacağı, akıl zayıflığı olup hayatını tek başına idame ettirmesinin mümkün olduğu…”nun belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu durum ile birlikte, davacı bankanın sorumluluğunun başlangıcının tayininde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun …. sayılı 30.09.2015 tarihli kararında da işaret edildiği üzere, kısıtlılık kararı tarihi ve bu kararın bankaya tebliğ tarihi önemli yer tutmaktadır. Somut olayda, kısıtlılık kararı, kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra verildiğine göre, artık burada davacı bankanın sorumlu olduğu düşünülemez. O halde, mahkemece, davanın kabulüne dair hüküm tesisi gerekirken, usul ve yasaya aykırı olarak, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.