YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/28726
KARAR NO : 2015/30144
KARAR TARİHİ : 15.10.2015
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat, davalılar ile 03.06.2013 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi imzaladığını, 12.06.2013 tarihinde davalı şirket tarafından vekaletname verildiğini, davalıların alacaklı oldukları şirkete karşı dava açılmasını istemelerine rağmen gerekli evrakları vermediklerini, diğer davalının vekaletname vermediğini, masrafların ödenmediğini, telefonlarına cevap verilmediğini, 25.07.2013 tarihinde bir şirket çalışanı tarafından kendisine gönderilen e-mailde davalıların çalışmak istemediklerini bildirdiklerini, bunun üzerine 01.10.2013 tarihinde istifa ettiğini, yapması gereken işleri layıkıyla yerine getirdiğini, gerekli özeni gösterdiğini, açılacak dava için gerekli dökümanları hazırladığını ancak haklı olarak istifa etmek zorunda kaldığını, vekalet ücretinin tahsili için davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalıların … İcra Müdürlüğü’nün 2013/13380 Esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin 11.423,18-TL asıl alacak, 112,67-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.535,85-TL üzerinden devamına, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurların bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde; taraflar arasında düzenlenen vekalet ücret sözleşmesinde aylık olarak ödenmesi gereken vekalet ücreti miktarının belirlenmiş olması nedeniyle borçlu yalnız başına davacı avukatın haklı istifasına kadar hizmet verdiği 03.06.2013 ve 02.10.2013 tarihleri arasında hak kazanılan vekalet ücretinin ne kadar olduğunu tespit edebilecek konumda bulunmaktadır. Açıklanan nedenle bu tarihler arasında hak kazanılan 4.800,00-TL vekalet ücreti alacağının likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile bu meblağ üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, bu yön gözetilmeden yanlış değerlendirme ve yazılı gerekçe ile icra inkar tazminatı talebinin tümden reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Mahkemece, 3.10.2013 ve 02.06.2014 tarihleri arasında davacının hakettiği vekalet ücretinin tasarruf edilen emek ve mesai gözetilerek ve hizmet verilmemesi dikkate alınarak aylık ücretten %50 oranında indirim yapılmak suretiyle hesaplandığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin taktir hakkını kullanarak yaptığı bu hakkaniyet indirimi nedeniyle davanın reddedilen kısmı yönünden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle mahkeme kararının hüküm bölümünün iki numaralı bendinde yer alan “ İtirazın iptaline karar verilen asıl alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacı lehine inkar tazminatı takdirine yer olmadığına,” cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine “Likit ve muayyen nitelikte bulunan 4.800,00-TL asıl alacağın % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, üçüncü bentte açıklanan nedenle mahkeme kararının hüküm bölümünün altı numaralı bendinde yer alan “Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine” cümlesinin hükümden çıkartılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.