YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/28933
KARAR NO : 2015/31582
KARAR TARİHİ : 02.11.2015
MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
TARİHİ : 26/12/2014
NUMARASI : 2014/523-2014/1012
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı bankadan konut ve tüketici kredisi kullandığını, bu işlemler nedeniyle davalı banka tarafından dosya masrafı ve komisyon adı altında 2.650,00 TL kesinti yapıldığını, yapılan kesintinin tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 2.650,00 TL yönünden davalının icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve borca itiraz kısmen yerinde olmakla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötü niyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkâr tazminatı işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yanda alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kurallar ışığında icra takibine konu olan alacak değerlendirildiğinde, davalı(borçlu) banka ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda olduğu gözetildiğinde alacağın likit olduğu anlaşıldığından, davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip hükmün düzeltilerek onanması HMK.nın 370/2 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ; Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenle mahkeme kararının “hüküm” fıkrasında geçen “Borca itiraz kısmen yerinde olmakla icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine aynen “Davacı lehine hüküm altına alınan 2.650,00 TL asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 153,32 TL. harcın davalıdan alınmasına, 02/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.