Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/37038 E. 2015/35353 K. 03.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/37038
KARAR NO : 2015/35353
KARAR TARİHİ : 03.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına bozulması istenilmekte dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı bankadan son on yılda değişik tarihlerde kredi kullandığını, kredinin kullanımı sırasında kendisinden haksız yere kesintiler yapıldığını, yapılan kesintilerin tespit edilerek tarafına iadesi için tüketici hakem heyetine başvurduğunu, tüketici hakem heyetince belge sunulmadığından talebinin reddine karar verildiğini ileri sürerek tüketici hakem heyeti kararının iptalini, alınan masrafların tespiti ile masraflar belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 1 TL’nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, Hüküm, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmiştir.
Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nin 22/1.maddesine göre de; Tüketici hakem heyeti, uyuşmazlık ile ilgili karar verirken tarafların talebiyle bağlıdır. Ancak, başvurunun yapıldığı tarihte uyuşmazlık miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığı durumlarda, başvuru sahibinin hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirtmesi ve inceleme sürecinde uyuşmazlık miktarının bilgi veya belgelerle tam olarak tespit edilmesi halinde talep edilen miktardan daha fazlasına veya daha azına tüketici hakem heyetince karar verilebilir. Verilen kararın her hâlükârda 6’ncı maddede belirtilen ve tüketici hakem heyetinin görev alanını belirten parasal sınırlar dâhilinde olması gerekir. Tüketici hakem heyetince yapılan inceleme neticesinde, alacak miktarının tüketici mahkemesinin görev alanına girmesi halinde tüketici hakem heyetinin artık bu uyuşmazlığa bakması mümkün olmayıp, tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; davacı 08.09.2014 tarihinde Amasya Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurarak davalı banka tarafından kredi kullanımı sırasında kendisinden yapılan kesintilerin tespiti edilerek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiş, tüketici hakem heyetince davacının ve davalının herhangi bir belge sunmaması nedeniyle talebin reddine karar verilmiş, davacı mahkemeye verdiği dava dilekçesi ile de, tüketici hakem heyeti kararının iptali ile birlikte yapılan kesintilerin tespit edilerek davalıdan tahsilini istemiştir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107/1.maddesinde; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukukî ilişki ile asgarî bir miktar ya da değer belirterek belirsiz alacak davası açabilmesi kabul edilmiştir. Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez. Özellikle, kısmî davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hâllerde bu yola başvurulması kabul edilemez. Belirsiz alacak davası veya tespit davası açılması hâlinde, alacaklı, tüm miktarı belirtmese dahi, davanın başında hukukî ilişkiyi somut olarak belirtmek ve tespit edebildiği ölçüde de asgarî miktarı göstermek durumundadır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2.maddesine göre; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında ; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Mahkemece, alacak miktarının 4.016,17 TL olduğu, bu nedenle tüketici hakem heyetinin görevli olmadığı, tüketici hakem heyeti kararının sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı tüketici hakem heyeti kararının iptali ile birlikte alacağın tespiti ile alacak miktarı belirlendiğinde artırılmak üzere 1 TL’nin tahsilini de istemiştir. Davacının tüketici hakem heyetine başvuru dilekçesinde asgari bir miktarı belirtmemesi nedeniyle tüketici hakem heyeti kararının iptaline yönelik istemin reddine karar verilmesi doğru ise de, davacının yapılan kesintilerin tespit edilerek davalıdan tahsiline yönelik istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken alacak istemine yönelik olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile ….Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.04.2015 tarih ve 2015/ 169 esas 2015/ 871 karar sayılı kararının sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, 03/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.