Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2020/659 E. 2020/2643 K. 24.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/659
KARAR NO : 2020/2643
KARAR TARİHİ : 24.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile baba-oğul olduklarını, kendisi Almanyada olduğu için davalıya 3866 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki hissesi karşılığı müteahhitle kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapması için vekalet verdiğini, ancak davalının yetkisini aşarak taşınmazdaki hissesini sattığını, inşaatı görmek için döndüğünde taşınmazın satıldığını öğrendiğini, hissesinin değerinin tapuda belirtilen 50.000,00 TL’den daha fazla olduğunu ileri sürerek taşınmazın gerçek değerinin tespiti ile şimdilik 50.000,00 TL’nin satış tarihinden itibaren işleyen faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 22/02/2016 tarihli dilekçesiyle talep sonucunu 52.579,00 TL’ye ıslah etmiştir.
Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne 52.579,00 TL’nin 22/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekilin hesap verme yükümlülüğü (TBK m.508) kapsamında vekil eden hesabına aldıklarını vekil edene vermesine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın üstündeki yapıların keşif tarihinde yıkıldığından bahisle yalnızca arazinin satış tarihindeki değeri hesaplanmıştır. Davacı, satış tarihinde taşınmazın üstünde 2 katlı bina ile bunun müştemilatı dükkan olduğunu, bunlar yıkılmışsa da Belediye kayıtlarından araştırılarak, emlak vergi değerlerinden kıyaslama yapılarak bina değerinin bulunabileceğini ileri sürerek; rapora itiraz etmiş, ancak Mahkemece itirazı karşılanmadan davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı, talep sonucunu bilirkişi raporuna göre 52.579,00 TL olarak ıslah etmiş ve Mahkemece bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmişse de davacının alacağını tek bir dava ile talep etme zorunluluğu olmadığından alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinde hukuki menfaati bulunmaktadır. Şu halde mahkemece, taşınmazın üstündeki yapıların değerinin tespiti için ilgili görülen yerlere yazıldıktan sonra belirlenecek bir bilirkişi heyetinden itirazların da değerlendirildiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.